Çağrı Merkezi
 

NCR International Hospital



Tıbbi Bölümlerimiz

Acil Servis

upload/reshims/20150429__2473260761.jpg

Acil Servis

 

Ncr International Hospital acil servisi deneyimli ve dinamik kadrosu ile 7 gün 24 saat kesintisiz  hizmet vermektedir.

Gündüz hastanede mevcut tüm branşlar tarafından desteklenen acil servis, gece de hastane içinde kendi birimlerinde nöbet tutan uzman hekimlerimiz tarafından desteklenmektedir.

En son teknoloji  tıbbi cihazlar ile donatılmış olan acil serviste,10 yataklı bay bayan müşahede odası bulunmakta, hastaların ilk tedavi ve gözlemleri burada yapılmaktadır. Bunun dışında bir travma odası, bir resüssitasyon odası, bir  müdahale odası ve bir muayene odası bulunmaktadır.

Acil serviste her türlü tahlil ve radyolojik tetkik, 24 saat boyunca en hızlı şekilde yapılmaktadır.

Hastanemizin yoğun bakım ünitesi ve ameliyathanelerinin acil servisten kolay erişilebilir bir konumda olması her branştan acil hastayı kolaylıkla kabul etme olanağı sağlamakta ; hayat kurtarma ve acil müdahele adına dünya standartlarında hizmet verilmektedir.


Anestezi ve Reanimasyon

               

 

           Hastanemizde ameliyat kararı verilmiş olan tüm hastalar Anestezi Doktorlarımız tarafından değerlendirilir. Muayene ve tetkiklerden sonra gerek görülen konsultasyonlarla birlikte hastaların risk değerlendirilmesi yapılır.Hasta bilgilendirilerek uygun anestezi yöntemi saptanır ve hastadan anestezi onamı alınır. Hastalarımızın resmi olarak izni alındıktan sonra işleme alınmaktadır.

Anestezi ekibi hastanenin anestezi gerektiren tüm alanlarında (Ameliyathane, endoskopi ünitesi, doğumhane, kadın-doğum müdahaleleri, MR, radyoloji, ve acil servis) başarıyla hizmet vermektedir.

Toplamda 10 ameliyat odasına sahip olan hastanemizin ameliyathaneleri her tür ameliyata olanak sağlayacak şekilde modern anestezi cihazlarıyla donatılmıştır. Hastalarımızın ve ekibin maksimum güvenliği ve konforu için gerekli tüm önlemlere sahiptir.

Hastalara genel anestezi dışında bölgesel anestezi yöntemleri de güvenilir bir şekilde uygulanmaktadır.

Ameliyat bitimini takiben kullanılan anestezi ilaçları sonlandırılarak anestezi uzmanı gözetiminde hasta uyandırılır ve uyanma odasına alınır. Hasta, oluşabilecek komplikasyonlara karşı önlem alınarak, konforlu bir şekilde odasına gönderilir.

Ncr International Hospital Anestezi ve Reanimasyon Bölümü teknolojinin ulaştığı son aşamaları içeren teknolojik alt yapı donanımı ve bilimsel nitelikleri yüksek, konusunda deneyimli ekibi ile anestezi uygulamalarını dünya standartlarında yapmaktadır.


Beslenme ve Diyet

BESLENME VE DIYET                                          

                                                                                      upload/reshims/20150429__4096032977.jpg

NCR INTERNATIONAL HOSPITAL Beslenme ve Diyet Bölümü sağlığın devamını sağlamak ve hastalıkta iyileşme sürecini desteklemek üzere güvenli beslenme ve diyet hizmeti vermektedir.

Beslenme; yaşamın sürdürülmesi için vücudumuzun ihtiyaçları doğrultusunda besinlerin alınmasıdır.

Yapılan çalışmalarda insanların yaşamı için 50 ye yakın besin öğesine gerek duyduğu bilinmektedir. Sağlıklı büyümek ve gelişmek, yaşam boyu sağlıklı ve uzun bir ömür sürmek için bu besin öğelerini içeren yeterli ve dengeli bir beslenme sağlanmalıdır.

NCR INTERNATIONAL HOSPITAL Beslenme ve Diyet Bölümü uzmanı  kontrolünde, kişinin tüm özelliklerini göz önünde bulundurarak ve  vücut analiz sonuçlarına göre bireye özgü beslenme ve diyet programı oluşturmakta ve takip etmektedir.

Diyet planlamanın asıl amacı bireylerin yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite durumu, fizyolojik durumu, yaşam tarzı  ve beslenme alışkanlıklarına göre yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamaktır

Yetersiz ve dengesiz beslenme bireylerin zihnen ve bedenen doğru gelişmesini engeller, bireylerde yorgunluk ve isteksizlik görülür. Yanlış beslenme ile daha kolay hasta olunur, vücudumuzun işlevlerinde aksamalar görülür ayrıca kronik hastalıklar baş gösterir.

 Hastanemizde Verilen Beslenme Diyet Hizmetleri Şunlardır:

*Sağlıklı Beslenme ve Kilo Alma

*Sağlıklı Beslenme ve Kilo Verme

*Diyabet (Şeker) Hastalığında Beslenme

*Kalp Hastalıkları ve  Beslenme

*Hamilelik ve Emzirme Dönemi Beslenme

*Gestasyonel (Hamilelik Dönemi) Diyabet

*0-1 yaş Çocuk Beslenmesi

*Kilolu Çocuk Beslenmesi

*İştahsız Çocuk Beslenmesi

*Okul Çağı Çocuk Beslenmesi

*Sindirim Sistemi Hastalıklarında Beslenme

*Kanser ve Beslenme

*Böbrek Hastalıkları ve Beslenme

*Karaciğer Hastalıklarında Beslenme

*Besin İntoleransı Durumlarında Beslenme


Beyin Omurga ve Sinir Cerrahisi

Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi

Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi

24 saat Anjiyografi, Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) yapılmaktadır.

Sinir sisteminin ve onu çevreleyen yapıların hastalıklarına dair cerrahi tedavi son derece hassas ve önemli bir konudur. Bu konuda iyi bir ekibe sahip olan donanımlı ve deneyimli bir merkez bulmak, çoğu kez hayati öneme sahiptir.

Son derece karmaşık ve geniş bir yelpaze içerisinde bulunan beyin, omurga, omurilik ve sinir cerrahisi alanında hastanemiz “Nöroşirürji Birimi”; Nöroloji, Nöroradyoloji, Nöroanestezi – Yoğun Bakım ve Psikiyatri alanlarında konusunda uzman hekimlerle işbirliği içerisinde çalışmaktadır.

Hastanemiz "Nöroşirürji Birimi", hem erişkin hem de yenidoğandan itibaren tüm çocukluk çağına ait beyin, omurga, omurilik ve sinir hastalıklarının cerrahi tedavisinde son teknolojik imkanları kullanarak 24 saat hizmet verecek şekilde yapılandırılmıştır.

Otomasyon sistemi ile yönetilen yoğun bakım ünitesinde ameliyat öncesi ve sonrası hastaların titizlikle takibi yapılmakta ve ilgili diğer branşlarla birlikte koordineli olarak tedavileri düzenlenmektedir. Bu şekilde, en sorunlu hastalarda bile başka bir merkeze ihtiyaç olmadan gerekli tedavileri tümüyle hastanemizde gerçekleştirilmektedir. 24 saat Anjiyografi, Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) yapılmaktadır. Ameliyathanelerimiz son teknolojik gelişmelerin mümkün kıldığı her tür nöroşirurjikal cihaz (Mikrocerrahi, endoskopi, CUSA vd) ve teknik ekipman desteği ile günün her saatinde aşağıda belirtilen konularda hizmet verecek kapasitededir.

Yeni Altın Standart Tam Endoskopik Lomber Disk Cerrahisi

Bel fıtığında ne zaman cerrahi tedavi devreye girmelidir?

Konservatif tedavi yöntemleri dediğimiz; fizik tedavi, ilaç tedavisi, istirahat ve benzer tedaviler uygulanmasına rağmen hasta yarar görmemiş ise veya belirgin, ilerleyici nörolojik bulgular varsa, örneğin ayağında düşüklük olması, ürolojik problemler, ağrılarının tedaviye rağmen düzelmemesi gibi durumlarda cerrahi tedaviyi düşünmek gerekir.

Cerrahi yöntemler hakkında bilgi alabilir miyiz?

Günümüzde cerrahi yöntemler iki şekilde yapılmaktadır. Posterior açık sistem ve perkütan adı verilen ciltten yapılan yöntem. Mikroskobik mikro cerrahi şu ana kadar bu işin altın standardıydı. Açık mikro diskektomi 20. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanmıştır. 1970’lerin sonuna doğru mikroskoptan yararlanılmasıyla beraber, günümüzde endoskopiyle yaşanan heyecanın aynısı mikroskobik disk cerrahisi başladığı zaman da yaşanmıştı. Omurganın stabilizasyonu dediğimiz hareket kabiliyetinin sabitliğini bozmadan bu işi yapmak çok önemliydi. Mikroskobik mikrocerrahi sistem, şu an endoskopik yöntemle kıyasladığınız zaman invaziv bir yöntemdir. Endoskopik disk cerrahisinin yeni ALTIN STANDART olduğu kabul edilmelidir.

Endoskopik disk cerrahisinde çalışılan yöntemler nelerdir?

Endoskopik disk cerrahisinde iki türlü yöntem ile çalışılır. İnterlaminar; omurganın arkasında lamina dediğimiz kemik yapı bulunur, ikisinin arasında ligamentum flavum adı verilen sarı bir ligament vardır. Ciltten 4 mm-5 mm’lik küçük bir kesiyle sarı ligamana ulaşıp bütün fıtığı boşaltabiliyoruz. Diğeri ise transforaminal yöntem.

Endoskopik disk cerrahisinde nelere dikkat edilmelidir?

Cerrahi aletlere, endoskopiye aşina olmadığınız zaman problemli bir durum oluşur. Mesela interlaminar yöntemde; belin ortasından 0.5 cm küçük bir kesi yapıyoruz. Oradan bir tükenmez kalemin gireceği kadar hatta daha da ince bir yerden girip, önce o sarı ligamanı, hastanın bel kaslarını yırtmadan dağıtmadan, skopi altında işaretlemeleri yaparak ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Başarısız bel cerrahisi dediğimiz hastalığın en önemli unsurlarından bir tanesi de yanlış mesafe açmaktır. Hasta ameliyat olur ancak ağrısı geçmez. Bir bakarsınız ki hastanın fıtığı durmaktadır, çünkü kesi yukarıya açılmıştır. Endoskopik ameliyatlarda skopi (görüntüleme cihazı) altında bu kontroller yapılarak girildiği için böyle bir yanlışlık yapılmaz. Skopi altında omurganın hangi mesafede fıtığı var, neresinden alınacak, tek tek basamak basamak işaretleyip fıtığın olduğu bölgeye kadar giriyoruz. Ligamentum flavum’a 4 mm-5 mm kadar bir yer ile kendimize bir pencere açtıktan sonra sinirlerin geçtiği duraya, devamında ise köke, bacak sinirine ulaşıyoruz. Bu 4 mm’lik bir görüntü olsa da, içerisi panoramik olarak ve gözümüzün önünde defalarca büyütüldüğü için çok net bir şekilde karşımıza çıkıyor. Fıtığı alarak bacak sinirini rahatlatıyoruz. İçeride de radyofrekans yöntemiyle diskin basıncını azaltıyoruz. Alınması gereken başkaparçalar varsa mesela yaşlı bir hastaysa, dejeneratif bir diski varsa onu mümkün olduğunca çok boşaltmaya çalışıyoruz. Genç bir hastaysa, hem disk mesafesini bozmuyor, hem o parçayı hem de arkasından gelen ve ileride yeni bir disk oluşturabilecek parçayı alıyoruz.

Bu ameliyat lokal anesteziyle yapılabilir mi?

Lokal anesteziyle de yapılabileceği söyleniyor ama sonuçta bu hastanın ağrısını kesmek için yapılan bir ameliyat olduğundan, hastaya ağrısız bir konfor sunmanız gerekir. Doğal olarak, hasta uyanık haldeyken bu ameliyatı yapmak çok uygun olmaz.

Hastayı, genel anestezi aldığı için bir gece yatırıyoruz. Ameliyatı sabah yaparsak, öğleden sonra ya da akşama taburcu etmek mümkün. Genel durumuna ve yaşına göre, yarım saat ya da iki saat sonra ayağa kaldırabiliriz ama anestezi aldığı için narkozdan sonra kendine gelmesi, uyanması ve biraz daha rahatlaması için bekletiyoruz. Üstelik içerideki yırtığı da büyütmediğimiz için çok daha konforlu oluyor. Ayrıca yeniden disk oluşma riski de azalıyor.

Bel fıtığı ameliyatları hangi yöntemlerle gerçekleştirilmektedir?

Bel fıtığı ameliyatları iki şekilde yapılır. Biri Açık Posterior girişimler, diğeri Perkütan dediğimiz ciltten direkt girilerek yapılan işlemler. Açık Posterior girişimlerin alt başlığında mikroskobik mikrocerrahi diskektomi, makroskobik diskektomi yer almaktadır. Perkütan yöntemlerle de; nükleolizler, tenolizler, intradiskal basınç azaltıcı yöntemleri kullanmak mümkündür. Bir de tam endoskopik yöntemi kullanabilirsiniz. Mikroskobik mikrocerrahi ile yapılacak ameliyatların hepsini endoskopik olarak yapabiliriz. Kesinlikle, endikasyonları açısından yani karar verme aşamasında hiçbir fark yok.

Hangi ameliyatlar endoskopik cerrahiyle gerçekleştirilmektedir?

Bel fıtığı haricinde, spinal kanal darlığı, kanal darlığı ameliyatları da bu cerrahiyle gerçekleştirilebilmektedir. Hastanın omurga stabilitesini, dinamiğini bozmadan 4 mm’lik yerden rahatlıkla girip, hem girdiğiniz yeri hem de karşı tarafı, temizleyip bir kanal genişletme ameliyatı yapılabilmektedir.

Ayrıca, daha ileri teknik birtakım seviyeler var. Omurganın yani duranın içerisinde, sinirlerde olabilecek birtakım tümörler, filumterminale dediğimiz gergin omurilik sendromları mevcuttur. Daha ileri seviyede yapılabilecek ameliyatlar da yok değil. Ama şu anda en çok görülen bel fıtığı ve kanal darlığı olduğu için sıklıkla onlarda bu yöntemi kullanıyoruz.

Mikrocerrahi yöntemle ameliyat edilmiş ve yeniden bel fıtığı oluşmuş hastada, endoskopik ameliyat yapmak mümkün mü?

Evet, mümkün. Mikroskobik mikro cerrahi ameliyatından sonra, tıbbın şu anda en çaresiz kaldığı durumlardan bir tanesi fibroz doku dediğimiz kötü doku yapışıklığıdır. Mikroskobik ameliyattan sonra nüks dediğimiz tekrar etme durumu olursa, ikinci bir ameliyat teknik olarak da sıkıntı doğurur. Ama endoskopik disk ameliyatı yapılan hastada nüks ederse hiçbir sıkıntı olmaz. Aynı yerden girer, hiç yapışıklık olmadan tertemiz alırsınız. Ayrıca mikroskobik yapılmış ama nüks etmiş bir hasta varsa, zaten bizim esas istediğimiz ideal hasta odur. Çünkü bu hasta tekrar açık ameliyat olmaktan korkar. Endoskopik ameliyatlarda gerekli tecrübesi, deneyimi olmayan doktorlar hastayı, mikroskobik mikro cerrahiye yönlendirebilir. Mikroskobik mikro cerrahide ne yapılıyorsa endoskopik cerrahide de yapılabilir. O konuda hiçbir problem yok.

Her hastaya endoskopik ameliyat uygulanabilir mi?

Her hastaya rahatlıkla uygulanabilir. Örneğin; 135 kiloluk bir hastayı ameliyat ettik. Mikroskobik cerrahi de yapmış bir cerrah olarak söyleyeyim; aşırı kilolu hastalarda, özellikle de yaşlı hastalarda, hem cerrahi sürenin kısalığı, hem de yara yerinin küçük olması açısından endoskopik ameliyat çok konforlu. Ayrıca ameliyatta ölçülebilir kanamanın olmaması, obez hastalara da rahatlıkla uygulanabilmesi endoskopik disk ameliyatının avantajlarındandır.

Dezavantajı var mı?

İki önemli dezavantajı var. Tecrübesi olmayan bir doktorun yapması ve tek kullanımlık olan malzemelerin defalarca kullanılması üzerine oluşması muhtemel enfeksiyonlardan doğacak olan problem.

Ülkemizde hangi sıklıkla yapılıyor?

Şu anda, yaygın bir ameliyat türü olmaya başladı. Ancak çok önemli bir unsur var. Bunu yapacak olan kişilerin ciddi bir endoskopik tecrübesinin olması şart. Tecrübe edinmek, hangi vakaları ne zaman, nasıl yapacak, bunların deneyimini kazanmak çok da kolay değil. Şu anda sertifika veren kurslar açıldı. Ancak bu birkaç günlük eğitimle olabilecek bir şey değil. Bizim ülkemizde de, inanıyorum ki önümüzdeki 5 yıl içerisinde süratle bu yönteme geçilecek. Ama şu andaki mevcut duruma bakarsak, ne üniversitelerde ne de eğitim hastanelerinde buna yönelik çok büyük bir çalışma yok.

Mikroskobik mikrocerrahi ile ameliyat edenlerde yanlış bir kanı var. Diyorlar ki; “Biz açıyoruz, içeriyi iyice kazıyoruz, tamamen temizliyoruz”. Oysaki ne kadar kazırsan kazı, içeride fıtık zaten kalıyor ve bu kazıma yeniden nüks etme, yeniden fıtık oluşma riskini azaltmıyor.

Bel fıtığı neden nüks eder?

Ligament yırtığı çok fazladır, parça alınmamış olabilir. Ameliyat ile üstü açıldığı için hastaya geçici bir rahatlık sağlar ve o geçici rahatlıkla hasta 3-5 ay hayatını sürdürür. Sonra, “Bacağım ağrıyor” diyerek geri şikayette bulunur ve MR çekilince bir bakarsınız ki parça çıkmamış duruyor. Böyle bir risk var. Öksürmek, hapşırmak, ters hareketlerde bulunmak gibi eylemlerin sonucunda da yeniden görülebilir. Kişinin yaşa bağlı olarak dejeneratif diski olabilir ya da içerideki fıtığın kalitesi bozuktur. İnstabil segment dediğimiz, kemikte bir oynama varsa yani stabil değilse, hareketten olabilir.

Endoskopik ameliyatların avantajları nelerdir?

Avantajları; kanama ölçülmeyecek kadar azdır. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Çok küçük bir kesiden (0,5cm) girilir. Endoskopik diskektomilerde diğer işlemlere göre ameliyat süresi daha kısa, doku travması daha az, komplikasyon oranı çok düşüktür. Hasta günlük aktivitelerine kolayca geri dönebilir. İşleme bağlı herhangi bir rehabilitasyon süreci gerekmez. Hasta daha rahat eder. Endoskopik disk ameliyatlarından sonra nörolojik bulgu, defisit dediğimiz riskler neredeyse yoktur. Dura yırtılma işlemi, beyin sıvısının gelme ihtimali, menenjit, ardından gelen birçok komplikasyonların oluşma riski yok denecek kadar azdır. En önemli noktalardan bir tanesi de mikroskobik cerrahide ciddi yaralanmalar ve hayati tehlike vardır. Endoskopik ameliyat bu tür riskleri taşımaz.

 


Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları

upload/reshims/20150429__7222101092.jpg

Çocuk Sağlığı Ve Hastalıkları 

NCR INTERNATIONAL HOSPITAL Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Birimi deneyimli uzman kadrosuyla çocuklarımızın sağlıklarını korumak ve olan hastalıklarını modern teknolojik cihazlarla teshiş ve tedavi etmek amacıyla,güvenilir ve kaliteli hizmet vermektedir.

Çocuk Ünitesi;Acili,Poliklinikleri,Yataklı tedavi hizmetleri,Bebek odası ve YeniDoğan yoğun bakım ünitesine sahiptir.

Tüm yenidoğan bebekler ilk 6 ayına kadar her ay,6 ay-2 yaş arası 3 ayda bir,2-6 yaş arası 6 ayda bir genel muayeneden geçmelidir.2 yaşına kadar yaptığınız sık ziyaretlerinizde şunlar yapılcaktır;

* Büyüme ve gelişmenin değerlendirilmesi(Sağlıklı çocuk izlemi)

* Diş ve kemik gelişimi takibi

* Anemi(kansızlık) ve diğer kan hastalıklarının izlem tedavisi

* Beslenme eğitimi ve dogru beslenme önerileri

* Doğum sonrası yenidoğan bakımı ve izlemi

* Monitörizasyon ve küvözde takip.

* Yenidoğan sarılığı


Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi

Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi

Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi

Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Dalı; insan vücudunda kaza, hastalık veya doğumsal anomalilere bağlı oluşan şekil bozukluklarında, vücudun herhangi bir parçasının form ve fonksiyonlarını eski haline getirmeye yönelik çalışmalarda bulunur. Estetik cerrahide kurallar hastadan hastaya değişmekle birlikte, hastanemizde problemin doğru tespit edilip çözümün de ona göre sunulması gerekliliği üzerinde durulmaktadır.

1. Doğuştan olan sakatlık ve bozukluklar:

  • Dudak-damak yarıkları
  • El ve ayak parmaklarındaki bozukluklar
  • Kulaklardaki anormallikler
  • Yüz ve burundaki yarık ve anormallikler
  • Göz kapaklarındaki anormallikler

2. Gelişme döneminde ortaya çıkan bozukluklar:

  • Çene kemiklerindeki bozukluklar
  • Kafa kemiklerinin gelişme bozukluğuna bağlı olarak baş bölgesinde görülen şekil bozuklukları

3. Kaza ve yaralanmaların yarattığı görünür sakatlıklar:

  • Yüz ve çene kemiği kırıkları
  • Yüz bölgesi yaralanmaları
  • Vücudun görünen bölgelerindeki deri ve doku kaybı ile birlikte görünen yaralanmalar
  • Yanıklar

4. Baş, boyun ve görünen bölgelerdeki tümörler:

Özellikle çıkartıldıklarında, görünen sakatlıklar yapacak baş ve boyun bölgesi tümörleri ile deri ve yumuşak dokuların sekel bırakacak tümörleri, bölümümüzce normale yakın görüntü ve fonksiyon sağlayacak şekilde tedavi edilebilmektedirler.

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Girişimlerinde Kullanılan Yöntemler:

  • Maksillofasial ve Kraniofasial Cerrahi: Yüz ve kafa kemiklerinin baş ile bağlantısını keserek yapılan düzeltme işlemleridir.
  • Mikrocerrahi: Küçük atardamar ve toplardamarları birbirine dikerek dokuların uzak bölgelere taşınmasını sağlayan ve kopan uzuvların tekrar yerine dikilmesine olanak sağlayan bir tekniktir.
  • Doku Enjeksiyonları: Çukurluk ve eksiklik olan bölgelere, vücut dokularının enjekte edilebilecek şekilde inceltildikten sonra enjektör ve özel iğneler ile kesi yapılmaksızın enjekte edilmesi suretiyle izsiz düzeltme işlemleri adını alan bu enjeksiyonlar hastanemizde etkin bir şekilde uygulanmaktadır.

 


Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, kişilerin fonksiyon ve iş kapasitelerini en üst düzeye çıkarmayı, başkalarına bağımlı olmadan yaşamayı öğreten ve yaşam kalitelerini artırmayı hedefleyen, kas, eklem, kemik ve omurga hastalıkları, spor yaralanmaları gibi ortopedik problemler, romatizmal hastalıklar ve felç gibi nörolojik hastalıkların çözümüne yardımcı olarak en etkin tedaviyi planlamak amacı ile hizmet veren bir bilim dalıdır.

Fizik tedavi yöntemleri sıcak/soğuk uygulamaları, ultrason, elektrik akımı ile uyarıları, su içi tedavileri ve traksiyon gibi çekme tedavilerini içermektedir. Ayrıca, egzersiz ve vücudu doğru kullanma fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının vazgeçilemez tedavi yöntemlerinden biridir. Merkezimizde modern cihazlarımız ve tecrübeli ekibimiz ile dünyadaki son gelişmeler ışığında tedaviler planlanmakta ve güvenle uygulanmaktadır.

Omurga ağrısı, Servikal ve Lomber Spondiloartroz, boyun ve bel fıtıkları, Skolyoz (omurga eğrilikleri), duruş bozukluları, omuz-dirsek ağrıları, Adezif Kapsülit, omuz kas incinmeleri, tenisçi ve golfçü dirsekleri, el yaralanmaları, el cerrahisi sonrası rehabilitasyon, siyatik ağrısı, diz ağrıları, patellofemoral ağrı (ön diz ağrısı), diz bağları ve menisküs hasarları, ayak bileği bağ hasarları, topuk dikeni, Myofasial ağrı sendromu (kas spazmlarına bağlı ağrılar), Fibromyalji, sağlıklı kişilerde veya Myofasial ağrı sendromunda medikal pilates, gebelik rehabilitasyonu, hamilelik yogası, bebekli yoga, ortopedik cerrahi girişimler sonrası rehabilitasyon (artroskopi, protez, kırık ve tendon tamirleri), Lenfödem, dpor yaralanmaları, stres kırıkları, Tendinit, Bursit, mikrotravma hasarları, Ankilozan Spondilit ve Romatoid Artrit, Miyopati rehabilitasyonu, Polinöropati rehabilitasyonu, Periferik sinir hasarları, Karpal tünel sendromu, Tarsal tünel sendromu, Ulnar Nöropati, Torasik çıkış sendromu, yüz felci, inme, polio sekeli, travmatik beyin hasarı rehabilitasyonu, beyin tümörü cerrahisi sonrası rehabilitasyon, Parkinson hastalığı, Tortikollis, Serebral Palsy, solunum sistemi hastalıkları rehabilitasyonu (Pulmoner rehabilitasyon)…

Lokal enjeksiyonlar; ağrılı nokta enjeksiyonu, Tendinit ve Bursit enjeksiyonu, Tuzak Nöropati enjeksiyonları, eklem içi enjeksiyonlar…

 


Genel Cerrahi

  GENEL CERRAHI             Genel Cerrahi

             Genel cerrahi branşı tıbbın temel branşlarından biridir.Hastanemiz Genel Cerrahi branşında geniş kadrosu ve son teknolojik donanımıyla hizmet vermektedir.Çağımızın gerektirdiği zamandan kazanma prensibi doğrultusunda laparoskopik cerrahiye önem verilmektedir.

Genel Cerrahi Bölümü’ nde;

Hepatopankreatobilier cerrahi (karaciğer, safra kesesi ve yolları, pankreas hastalıkları )

Gastrointestinal sistem cerrahisi (mide, ince ve kalın barsak hastalıkları,  rektal hastalıkları)

Endokrin cerrahisi (tiroid , paratiroid , böbrek üstü bezi hastalıkları)

Obezite ve metabolizma cerrahisi

Özefagus cerrahisi(yemek borusu hastalıkları)

Meme hastalıkları cerrahisi(meme koruyucu  ve Onkoplastik cerrahi yaklaşımlarıda  içeren yenilikçi uygulamalar)

Laparoskopik cerrahi (kapalı yöntem) ve acil cerrahi uygulamaları hastanemizde yapılmaktadır.

Meme Ünitesi;

Sık sık rastlanan meme hastalıkları dolayısıyla hastanemiz bölgede bir ilk'e imza atarak  meme ünitesi kurmuştur.Meme ünitemizde alt yapı olarak cerrahi işlem uygulanmadan biyopsi alınabilecek MR cihazımız bulunmaktadır.Ayrıca doktorlarımız tarafından son teknoloji cihazlar  kullanılarak meme hastalığında erken teşhis imkanı sağlanmaktadır.

Hastanemizde genel cerrahiyi ilgilendiren her çeşit operasyon akademik prensipler doğrultusunda, uzman hekimlerce, modern teknoloji  ve cerrahi teknikler uygulanarak gerçekleştirilmektedir.


Göz Hastalıkları

Göz Hastalıkları

Genel Muayene

  • Kırma kusurlarının tesbiti,
  • Görme keskinliğinin değerlendirilmesi,
  • Göz tansiyonu ölçümü,
  • Biyomikroskop ile kornea, iris, lens ve göz dibi( görme siniri ve retina)
  • Gözlerde kayma, göz kasları ile ilgili problemlerin değerlendirilmesini içeren muayenedir.

Çocukluk çağında mevcut olan ancak erken teşhis edilmediğinde ileride tedavisi mümkün olmayan göz hastalıkları mevcuttur. Bu sebeple çocuklarda düzenli göz muayenesi  önemlidir. Özellikle 1 yaş, 3-4 yaş ve okul  öncesinde her çocuğun muayene olması gereklidir.

  • Ailede göz tembelliği, şaşılık ve yüksek derecede gözlük kullanımı olan çocuklar,
  • Göz kapağı düşüklüğü,
  • Gözlerde sürekli sulanma,
  • Televizyona çok yakından bakma,
  • Gözleri kısarak bakma yada tek gözü kapatma isteği
  • Gibi belirtileri olan çocuklar vakit kaybetmeden başvurmalıdırlar.

Göz bebeğinin arkasında yer alan göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi ile kendini belli eden bir hastalıktır. Kataraktın damla yada gözlük ile tedavisi mümkün değildir. Tedavisi cerrahidir.

Gözlük numaralarının sık sık değişmesi ve gözlüklerden tatmin olamama,

Gözlüğe rağmen net görememe,

Renklerde soluklaşma, sararma,

Gece ve loş ışıkta görüşün azalması gibi şikâyetleriniz varsa, sizde de katarakt gelişmiş olabilir.

Katarakt zamanla gelişen bir süreç olduğundan hastalar görmelerinde zamanla yavaş yavaş oluşan azalmayı fark edemeyebilmektedirler.

Katarakt cerrahisi, son derece özellikli, mikrocerrahi gerektiren, ameliyatta kullanılan cihaz ve ürünlerin titizlikle seçilmesi gereken, oldukça hassas bir ameliyattır.

Ameliyat genellikle lokal anestezi altında, göz uyuşturularak yapılan, ameliyat sırasında saydamlığını kaybeden merceğin fakoemülsifikasyon yöntemi ile göz içerisinde parçalanarak çıkartılıp yerine yapay, FDA onaylı merceklerin yerleştirilmesi  ile gerçekleştirilen bir ameliyattır. Kullanılan merceklerde hastanın tercihine bağlı olmak üzere uzak ve yakın bir arada olarak ifade edilen ‘multifokal mercek’ kullanımı da mümkündür.

Katarakt ameliyatı sonrasında hastalar aynı gün taburcu edilir. Enfeksiyon riski nedeni ile her iki göz aynı anda ameliyat edilmez.

Şaşılık çocuk ve erişkin yaş grubunda karşılaşılabilen bir problemdir.

Tedavisi cerrahi olan,

sadece gözlük tedavisi ile düzelebilen,

göz tembellliği ile birlikte olan yada olmayan,

göz kaslarındaki felçlere sekonder gelişen  gibi çok geniş spektrumlu bir hastalıktır.

Şaşılığın her yaş grubunda tedavisi mümkündür.

Şaşılık tedavisi ile çocukluk çağında göz tembelliği ve kayma problemi tamamen ortadan kaldırılabilirken, tedavisi gecikmiş, tek gözü tembelleşmiş hastalarda dahi gözlerin olması gereken pozisyona getirilmesi sağlanarak, kişilerin kozmetik problemi ortadan kaldırılabilir.

Şaşılık ameliyatı genellikle genel anestezi altında yapılan, göz kaslarının hastanın ihtiyacına göre ameliyat öncesi planlanan göz kaslarına müdahale edilerek yapılan bir ameliyattır. Hastalar ameliyat günü taburcu edilebilir, kısa süre içinde sosyal hayatlarına dönmeleri mümkün olur.

Göz içi basıncının yüksek seyretmesi sonucu göz sinirinin hasar görmesidir.  Erken bulgu vermemesi, görme alanını merkezden değil kenarlardan daraltması nedeni ile sinsi bir hastalıktır. Göz tansiyonunun aşırı yükselip göz tansiyonu krizine sebep olmadığı sürece genellikle rutin göz muayenesi sırasında saptanan bir hastalık olması sebebi ile özellikle 40 yas üzeri hasta grubu ve ailede glokom öyküsü olan kişilerin rutin kontrolü önemlidir.

Göz tansiyonu tanısı sadece göz tansiyonunun ölçümü ile değil, OCT, Görme alanı, pakimetri gibi tetkiklerle desteklenerek koyulmalıdır. Rutinde bilinen göz tansiyonu sınır değerleri olmakla birlikte bu değerler kişiye göre değişkenlik göstermektedir.

Göz tansiyonunun medikal, lazer ve cerrahi tedavisi mevcuttur. Hastanın göz tansiyonu seviyesi, ilaçlara cevabı ve glokomun göze verdiği hasara göre uygulanması gereken tedaviye karar verilir.

Göz küresinin iç kısmının örten, görme hücrelerini tabakalarında bulunduran ve göz sinirine görsel iletiyi sağlayan tabakadır. Retinayı etkileyen pek çok göz hastalığı bulunmakla birlikte bunlardan bazıları:

  • Şeker hastalığına bağlı retina kanamaları,
  • Retina damar tıkanıklıklarına ve hipertansiyona  bağlı retina kanamaları ve ödem,
  • Sarı nokta hastalığı,
  • Görme merkezinde ödem,
  • Retina, uvea tümörleri,
  • Retina yırtıkları, dekolmanı
  • Retina hastalıklarının tanısında biyomikroskobik muayene, gerektiğinde OCT(optik koherans tomografi ), FFA( fundus fleurescein anjiografi) gibi tetkiklere başvurulur.
  • Lazer, göz içi enjeksiyonlar ve cerrahi başlıca tedavi seçenekleridir.
  • Göz kapaklarının doğumsal yada sonradan oluşabilen bozukluklarıdır.
  • Göz kapağı düşüklüğü(ptozis)
  • Göz kapaklarının içe yada dışa dönmesi
  • Kirpiklerin içe dönmesi
  • Göz kapağı tümörleri
  • Arpacık ve göz kapağı kistleri,
  • Yüz felcine bağlı göz kapağının sarkması ve fonksiyon kaybı,
  • Göz kapağının istemsiz kasılması,  hastalıklardan birkaçıdır.
  • Özellikle çocukluk çağında varolan gözkapağı düşüklükleri, çocuklarda görmeye engel olup göz tembelliğine sebebiyet vereceğinden erken yaşta tedavi edilmelidir.
  • Göz kapağı hastalıklarının tedavisi çoğunlukla cerrahidir. Ameliyat günü hasta taburcu edilir, birkaç kontrolden sonra hasta günlük yaşamına dönebilir.
  • Göz kapağının istemsiz kasılması durumunda ise Botox tedavisi yapılmaktadır.

Göz çevresinde ve kaş arasında oluşan çizgilenmeler, kişide kızgın ve yaşlı bir görüntünün ortaya çıkmasına sebep olur. Bu amaçla uygulanan Botox, kişinin ihtiyacına uyun planlanarak yapıldığında kesinlikle kişinin mimiklerinin kaybolmasına neden olmaz, kişinin daha dinlenmiş, mutlu ve genç görünmesini sağlar. Botoks etki süresi boyunca kişinin kırışıklığa sebep olan kaslarında kasılmayı engelleyerek etki gösterir ve kalıcı iz, kırışıklık oluşmasına engel olur. Yan etki görülmesi oldukça nadirdir.

Göz kapağında ve cildinde yaşa bağlı sarkmalar, çökmeler, kırışıklıklar,torbalanmalar oluşmaktadır. Bazen ailesel faktörler genç yaştaki kişilerde de benzer problemlerin görülmesine sebep olmaktadır. Kişinin ihtiyacına yönelik planlanan cerrahi tedaviler ile kişinin yorgun, mutsuz ifadesinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilmektedir.

Gözün çeşitli nedenlerle görme yeteneğini kaybettiği  durumlarda, mevcut gözün estetik olarak kötü görünmesi, ağrıya sebep olması, küçülüp çökük bir görüntüye sebep olması gibi durumlarda yapılır. Gözün tamamının (enükleasyon) yada  sklera dediğimiz beyaz dış kısmı korunarak iç dokularının çıkartılması şeklinde iki yöntem vardır. Volüm kaybı olmaması için yerine bilye yerleştirilir, hareketin korunması için de kaslar bu bilye üzerine dikilir. İyilesme süreci tamamlandıktan sonra da protez yerleştirilip hasta doğal görünümüne yakın bir görüntüye kavuşmuş olur.

  • Göz yaşı yollarının doğumsal tıkanıklığı,
  • Sonradan gelişen göz yaşı yolları tıkanıklığı,

Göz kuruluğu

Göz yaşı yollarının travmaya uğraması, gözyaşı yolları hastalıklarından bazısıdır.

Gözyaşı yolları tıkanıklığı, çocuk 1 yaşına kadar uygulanan doğru bir masaj ve gerektiğinde ilaç tedavisi ile takip edilir. Açılmadığı takdirde sondalama dediğimiz işlemin yapılması gerekir.

Erişkin göz yaşı yolları  tıkanıklığının tedavisi cerrahidir.

Göz kuruluğu genellikle damlalarla tedavi edilirken, göz yaşı kanalının , gözyaşının göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasını sağlayacak şekilde geçici yada kalıcı olarak kapatılması da diğer bir etkili tedavi seçeneğidir.

  • Troide bağlı göz hastalıkları (egzoftalmus denilen gözlerin öne doğru çıkık olması)
  • Orbita tümörleri
  • Göz siniri tümörleri
  • Pseudotümör serebri gibi geniş bir hastalık yelpazesidir.

 


İç Hastalıkları

İç Hastalıkları

Genel Iç Hastalıkları

Ateşli hastalıklardan metabolik hastalıklara, böbrek hastalığından, karaciğer hastalıklarına tüm sorunların başvuru ve çözüm merkezi İç Hastalıkları bölümüdür.

İç Hastalıkları Bölümlerimizde genel iç hastalıklarının yanında hematoloji, onkoloji, nefroloji, endokrinoloji, kardiyoloji, romatoloji ve gastroenteroloji gibi bölümler ile de hizmet vermekteyiz. Halk arasında İç Hastalıkları olarak adlandırılan Dahiliye Bölümü geniş kapsamlı bir bilim dalıdır. Bu birim, çeşitli sorunlar ile başvuran hastalarımızın ayakta ve yatarak tedavilerinin düzenlendiği bölümler olup, sorunların giderilmesinde hastanemiz kılavuz görevi üstlenmektedir. Bu nedenle hastalarımızın tetkiklerinin yapılıp, ilk teşhisin konulduğu, hastalığın durumuna göre de tedavisinin düzenlenip ilgili yere sevk edildiği bölümdür. Genel yaklaşım itibariyle, hastayı objektif değerlendirmek ve tedavi etmek Genel Dahiliye bölümümüzün temel prensibidir.

 


Kadın Hastalıkları Ve Doğum

Kadın Hastalıkları Ve Doğum       

Kadın Hastalıkları ve Doğum

    NCR INTERNATIONAL HOSPITAL olarak hayata yeni bir can getirmenin ciddi sorumluluğu ile tam donanımlı 2 adet modern Doğumhanede anne adaylarına hizmet verilir.  Hastanemizde anne adayları, doğumun tam olarak başladığı ana dek -arzu ederlerse yakınları ile beraber- tek kişilik ağrı odalarında, sakin bir ortamda dinlendirilir ve sürekli olarak kontrol altında tutulurlar.Odalarımızın tamamı tek kişilik özel odalar olup hasta konforu düşünülerek dizayn edilmiştir.

Ailelerin en değerli varlığı olan bebekler, doğar doğmaz deneyimli NCR HOSPİTAL Yeni Doğan ekibi tarafından yaşamın ilk anından itibaren özenli bir bakım görmektedir.

Ayrıca, riskli gebelikler için yoğun bakım ünitesi ve acil durumlarda sezaryen uygulaması için ameliyathaneler her an hazırdır.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümümüzde;

Gebelik takibi: ( doğum öncesi gebelik planlanması, gebelik takibi doğum sonrası bakım) 

Yüksek riskli gebelik takibi:  (tekrarlayan gebelik kaybı, rahim ağzı yetmezliği, pıhtılaşma bozuklukları v.s.)

24 saat 365 gün doğumhane ve ameliyathane hizmetleri

Ultrasonografi: (3-4 boyutlu ultrason, renkli doppler ultrason , meme ultrasonu, mamografi,  kardiyotografi (nst))

İnfertilite (kısırlık) tedavisi ve takibi: (hsg (rahim filmi çekilmesi), histereskopi (rahim içine kamerayla bakılması), göbekten kapalı yöntemle yapılan laparoskopik ameliyatlar,sperm tahlillinin bakılması, yumurta takibi , aşılama v.s.)

Hormon tahlilleri: (özellik isteyen özel hormon takipleri(menopoz tahlilleri, yumurtlama tahlilleri, süt hormon , tiroid(guatr) tahlilleri vs.)

Kadın hastalıkları takip ve tedavileri: ( rahim ağzı yarası , servisit takip ve tedavisi , rahim ağzı kanser tarama testleri , koterizasyon(yara yakma), krioterapi(yara dondurma tedavisi), iltihabi hastalıklar , mantar hastalıkları vajinal kanama takip ve tedavisi , adet düzensizliği, kıllanma v.s.)

Aile planlaması: (doğum kontrol yöntemleri, ria(spiral) takılması,hormonlu spiral takılması,tüpligasyon( tüplerin bağlanması) v.s.)

Jinekolojik ameliyatlar: (Laparoskopi , histeroskopi, stres inkontinans(idrar kaçırma), over kisti (yumurtalık kisti), dış gebelik,myom ameliyatları , doğumdan kalan yırtık ve sarkma ameliyatları, vajinoplasti( vajen daraltma), labioplasti(dudak küçültme), pelvik kitle v.s. )

Menopoz tanı tedavi ve takipleri


Kalp ve Damar Cerrahisi

Kalp ve Damar Cerrahisi

Kalp ve Damar Cerrahisi

Öncelikli amacımız hastanın en doğru tedaviyi almasıdır. Bundan dolayı poliklinik takiplerine özellikle önem verilmektedir. Ekibimiz, gerekli gördüğü takdirde en basit varis ameliyatından en komplike kalp ameliyatına kadar tüm operasyonları tecrübeli hekimler ile başarı bir şekilde yapabilmektedir.

Hastanemizin Kalp ve Damar Cerrahisi Polikliniği, haftanın 6 günü poliklinik hastalarına tecrübeli hekimlerimizce hizmet vermektedir. Polikliniğimizin temel hasta grubunu, kalp ve damar hastalığı bulunan kişiler oluşturmaktadır. Bu hastalar içinde kalp damar tıkanıklıkları, kalp kapak bozuklukları, bacak damarı tıkanıklıkları ve varis hastaları en geniş yeri tutmaktadır. Kalp ve Damar Cerrahisi Polikliniği’miz Kardiyoloji Polikliniği ile çok yakın ilişkiler içinde çalışmakta olup, gerek ameliyat öncesi gerekse ameliyat sonrası hastalarımızın takiplerinde kardiyoloji hekimlerimizden destek almaktadır. Öncelikli amacımız hastanın en doğru tedaviyi alması olduğundan, poliklinik takiplerine özellikle önem verilmektedir. Bu bilinç doğrultusunda hareket eden ekibimiz, gerekli gördüğü takdirde en basit varis ameliyatından en komplike kalp ameliyatına kadar tüm operasyonları deneyimli hekimleri ile başarı bir şekilde yapabilmektedir.

Hastanemizde, yukarıda saydığımız başlıklardaki ameliyatlar dışında damar cerrahisi ile ilgili tüm ameliyatlar da başarıyla uygulanmaktadır. Ateroskleroz dediğimiz damar sertliği, sadece koroner damarlarla sınırlı kalmayıp tüm vücuttaki damarları etkileyebilmektedir. Damar tıkanıklığı, kol ve bacaklarda olduğu gibi beyne, böbreklere ve diğer iç organlara giden damarlarda da olabilmektedir. Bunlardan başka önemli bir toplardamar hastalığı olan varislerin de hastanemizde yüksek teknoloji kullanılarak tanı ve tedavisi yapılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde toplumun %10-20’sinde varis ve toplardamar sorunları mevcuttur. Beslenme alışkanlıkları, uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslekler, bayanlar, aşırı kilo, gebelik ve bazı ilaçlar (Doğum kontrol ilaçları gibi) varis gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Hastanemizde varislere yönelik hem klasik cerrahi girişimler hem de lazer ve skleroterapi gibi uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Kronik böbrek hastalarında diyaliz gereken durumlarda fistül açılması da sorunsuz ve basit bir şekilde yapılmaktadır.

Kalpten çıkan ve tüm vücuda temiz kanı taşıyan ana damar olan aort damarına ait girişimleri içerir. Doğumsal olarak aort duvarının zayıflığı, enfeksiyon, hipertansiyon, ateroskleroz gibi nedenlerle aort damarının çapı artabilir. Buna aort anevrizması denir. Anevrizma aort çapında 5- 5,5 cm boyutlarına ulaştığında, ameliyat edilerek genişlemiş bölgenin yapay damarla değiştirilmesini gerektirir.

Bebeğin kalbinde anne karnındaki gelişme döneminde sorun olur. Bozukluk, kalpte veya kalpten çıkan damarlarda olabilir. Bu spektrumda yüzlerce hastalık mevcuttur. Doğumsal kalp hastalıklarının büyük çoğunluğunda sebep bilinmemektedir. Fakat gebelik döneminde geçirilen viral hastalıklar, radyasyona maruz kalma, kullanılan bazı ilaçlar, akraba evliliği, diyabet gibi nedenler etkili olabilmektedir. Sebep ne olursa olsun, hastalık tespit edildiğinde bozukluğun düzeltilmesi için cerrahi müdahale gerekiyorsa, bunun zamanlaması yapılıp onarım gerçekleştirilmelidir.

Koroner arter hastalığı, hala dünyada ve ülkemizde en sık ölüm sebebi olarak önemini korumaktadır. Kalbi besleyen damarlara koroner arterler denmektedir. Bu damarların tıkanıklık ve darlıklarına koroner arter hastalığı, bu damarlara yönelik ameliyatlara ise Koroner Bypass Cerrahisi denmektedir. Koroner Bypass Cerrahisi en sık uygulanan kalp ameliyatı grubudur ve hastanemizde başarıyla uygulanmaktadır. Bypass ameliyatında, hasta kalp akciğer makinesine bağlanmakta ve kalp durdurularak ameliyat gerçekleştirilmektedir. Ameliyatta yine hastanın kendinden alınan damarlarla (Meme damarı, kol atar damarı, bacak toplardamarı) beslenemeyen kalp kasına kan gönderilir. Koroner Bypass Cerrahisi günümüzde çalışan kalpte de yapılabilmektedir. Bizim de sık tercih ettiğimiz bu yöntemle bypasslar, aynı şekilde kalp çalışır durumda yapılmaktadır. Böylece hem ameliyat daha kısa sürmekte hem de ameliyat sonrası iyileşme ve taburcu olma süresi kısalmaktadır.

Kalbin içinde kanın belirli bir yöne gitmesini sağlayan kapakçıklar vardır. Doğuştan ya da sonradan meydana gelen bazı hastalıklarla kapakçık fonksiyonları bozulabilir ve görevini tam yapamaz hale gelir. Kalp kapakçıklarındaki bozukluk önemli hale gelince kalp görevini tam yapamaz ve vücuda kanı pompalayamaz. Kalp Kapak Cerrahisi de bir açık kalp ameliyatıdır.

 


Kardiyoloji

Kardiyoloji 

Kardiyoloji

Kardiyoloji bölümümüzde, klinik kardiyovasküler hastalıkların ayaktan veya yatarak takibi yanında (poliklinik ve servis hizmetleri), girişimci kardiyoloji bölümü (anjiyografi, koroner, periferik damarların girişimsel tedavisi), pacemaker implantasyonu (kalp pili takılması), non-invazif tanı üniteleri (ritim ve tansiyon holteri, ekokardiyografi laboratuvarı, efor testi, eforlu talyum testi) mevcuttur. Bölümümüzde kardiyovasküler hastalığı olan tüm hastalar tetkik ve tedavi edilmektedir. Hipertansiyon hastaları, koroner damar hastaları (iskemik kalp hastalığı), aritmili hastalar, kalp yetersizliği hastaları, kalp kapak hastalıkları, erişkin yaşta doğumsal kalp hastaları modern imkanlarla tetkik ve tedavi edilmektedir. Ayrıca, koruyucu ve risk faktörlerine yönelik aydınlatıcı bilgi vermeye yönelik hizmetler de verilmektedir.

Kalp ve damar hastalarının güncel ve çağdaş yöntemlerle tanı ve tedavisini sağlamak, bilimsel ve çağdaş hastanecilik uygulamaları ile hastalarımıza en iyi hizmeti vermektir. Ayrıca, hasta olmayan kişilerin de kalp sağlığı açısından uyarılmasını ve eğitilmesini, koruyucu hekimlik prensipleri ve amaçları çerçevesinde uygulamaktır.

Kardiyoloji Bölümlerinde tanı ve tedavisi yapılan hastalıklar:

  • Kalp Krizi
  • Koroner Yetmezliği
  • Kalp Yetmezliği
  • Kalp Ritim ve İleti Bozuklukları
  • Kalp Kapak Hastalıkları
  • Periferik Damar Hastalıkları
  • Aort Damarı Hastalıkları
  • Hipertansiyon
  • Hiperkolesterolemi
  • Doğumsal Kalp Hastalıkları
  • Hastalık Risk ve Taraması,

Girişimsel İşlemler

  • Miyokardinal Sintigrafi,
  • Tranzözafaguel Ekokardiografi
  • Kardiak Katerizasyon ve Koroner Anjiografi,
  • Girişimsel Tedaviler (Koroner Anjioplasti, Stent Yerleştirme, Atrektomi vb.)
  • Kalp sintigrafisi
  • Tüm acil işlemler

Kalp ve dolaşım sistem hastalıklarında sıklıkla görülebilen ve hayatı tehdit edebilecek sonuçlara yol açan kalp krizinin (miyokard enfarktüsü) tedavisinde en önemli konu, en kısa zaman içerisinde girişim ve tedavinin başlanabileceği merkezlerin varlığıdır. Kalp krizi, kalp kasını besleyen kan damarlarının tıkanması sonucu ortaya çıkan ciddi bir durumdur. Bu anda, hastanın en uygun zamanda anjiografi laboratuvarına alınarak koroner anjiografisinin ve gerekirse balon anjioplasti ve/veya stent uygulaması gibi damar açma işlemlerinin uygulanması gerekmektedir. Hastanelerimizde, bu tür girişimsel işlemlerin haftanın 7 günü 24 saat uygulanabileceği tıbbi teçhizat, deneyimli uzman kadrosu ve yardımcı personel bulunmaktadır.

Elektrofizyoloji laboratuvarı, kalp ritim bozukluklarının teşhis ve tedavisinde kullanılmaktadır. Burada ortaya çıkarılan sorunlar pace-maker gibi uygun tedavi seçenekleri ile tedavi edilmektedir. Kalıcı kalp pili uygulaması kalp ritminin hayatı tehdit edecek şekilde yavaşlaması durumunda tercih edilir. Pace-maker da kalbin normalden çok hızlı attığı durumlarda uygulanabilir.

Kalp kapaklarının yeterli oranda açılamaması sonucu oluşan daralmalar da ameliyatsız olarak balon valvüloplasti yöntemi ile giderilebilmektedir.

Hastanelerimizde bulunan Koroner Yoğun Bakım Üniteleri modern teknoloji ile donatılmış ve 24 saat aynı düzeyde hizmet vermektedir. Kalp krizi, akut kalp yetmezliği, kardiyojenik şok gibi ağır kalp problemleri bu ünitede yakından takip ve tedavi edilmektedir.

 


Kulak Burun Boğaz Hastalıkları

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları

Bademcik ve geniz eti ameliyatları yeni bir yöntem olan ‘termal welding’ yöntemi ile yapılmaktadır.

Hastanemizde rutin KBB muayenelerinde nazal endoskopi, kulak ile ilgili problemlerde endoskopik ve mikroskobik otoskopi, larenks ve ses ile ilgili rahatsızlıklarda videolaringoskopi kullanılmaktadır. Odyoloji ve Nörotoloji Laboratuvarı’nda her türlü işitme bozukluğunun değerlendirilmesi için saf ses ve konuşma odyometrileri, akustik refleks ölçümü, akustik ve ştatikimpedans ölçümleri, beyin sapı odyometrisi (BERA), yeni doğan işitme testi (otoakustikemisyon)(OAE) yapılmaktadır.

Hastanemizde her yaş grubunda, onkolojik cerrahi dahil olmak üzere tüm ameliyatlar yapılmaktadır. Bunlardan bazıları şöyle sıralanmıştır:

  • Fonksiyonel burun ameliyatları (Rinoplasti, Septorinoplasti, SRP)
  • Burun orta bölmesinin düzeltilmesi (Septoplasti, SMR)
  • Geniz Eti, Bademcik, Kulağa tüp takılması (Adenoidektomi, Tonsillektomi, Ventilasyon tüpü takılması)
  • Horlama, Uyku Apnesi Cerrahisi (UPPP)
  • Burun etlerine radyofrekans uygulaması (Alt konkaya RF)
  • Yumuşak damağa radyofrekans uygulaması
  • Yüzdeki küçük lezyonların radyofrekans ile çıkarılması
  • Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESS)
  • Ses tellerinin biopsi, nodül, kist, polip, ödem cerrahisi (Larengoskopi, MLS)
  • Larenksin ve boyundaki lenf bezlerinin çıkarılması (Larenjektomi, Boyun Diseksiyonu)
  • Kulak zarının onarımı (Timpanoplasti)
  • Orta kulağın ve kemikçiklerinin gözlenmesi, protez yerleştirilmesi (Exploratristimpanotomi, Stapedektomi)
  • Orta kulak ameliyatı (Mastoidektomi, Timpanomastoidektomi)
  • Kulak önü tükrük bezi ameliyatı (Parotidektomi)
  • Çene altı tükrük bezi ameliyatı (Submandibulerglandeksizyonu)
  • Yüz ve boyundan iyi ya da kötü huylu kitlelerin çıkarılması, estetik olarak onarımı
  • Alt ve üst çene kırıklarının onarımı (Mandibula ve maksillafraktür onarımı)

Çocukluk çağında görülen nefes almada güçlük, horlama, sık tekrarlayan enfeksiyonlar, kulaklarda işitme kaybı nedenlerinden olan geniz eti ve bademcik problemleri ile alerjilerin tedavileri hastanemizdeki çocuk hastalıkları bölümleriyle koordinasyon içerisinde yürütülmektedir. Yıllardır tanı ve tedavisinde sıkıntılar yaşanan bu hastalıkların tedavisinde, son yıllarda önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bademcik ve geniz eti ameliyatları yeni bir yöntem olan termal welding yöntemi ile yapılmaktadır. Gerek rehabilitasyon, gerekse cerrahi tedavi anlamında ortaya çıkan tüm gelişmelerin ışığında, bu şikayet ile başvuran hastaların tedavileri yapılmaktadır.

Ses ve konuşma bozukluğu şikayeti ile müracaat eden hastalarda, endoskopik yöntemler ile ses tellerinin incelenmesini takiben ses kısıklığının nedeni saptanabilmektedir. Fonksiyonel ses bozukluğu olan hastalarda ses terapi teknikleri uygulanmaktadır.

 


Nöroloji

Nöroloji

Nöroloji

Sinir sisteminin merkezi beyin ve omuriliktir. Basit ya da karmaşık her türlü davranış, beynin değişik bölgelerinde yer alan bir grup sinir hücresinin etkinliği ile gerçekleşir. Sinir sistemini oluşturan hücrelere nöron adı verilir. Ortalama bir insan beyninde 10 milyar sinir hücresi (nöron) vardır. Beynin çalışabilmesi için nöronlar arasında iletişim zorunludur.

En basit baş ağrılarından nörolojiyi ilgilendiren en komplike hastalıklara kadar tüm hastalıkların tanı ve takibi hastanemiz polikliniğinde yapılabilmektedir.

Nöroloji branşındaki hastalıkların tedavisinde ilaç değişimleri ya da doz değişiklikleri sık yapılabildiği için hasta ve doktor arasındaki iletişimin son derece etkili olması gerekmektedir.

Bilindiği üzere nörolojik hastalıklarda hızlı tetkik ve teşhis çok büyük önem taşımaktadır. Zira gecikme, geri dönülmesi imkansız hasarlara sebep olabilmekte. Bu sebeple nöroloji uzmanımız hastanın şikayetlerine hızla cevap verebilmesine olanak sağlayan tetkikleri çok kısa süre içerisinde hastanemiz bünyesinde yaptırabilmektedir.

Nöroloji bölümü için önemli bir hasta grubu da başka bir branş tarafından takip edilirken nörolojik problemlerin gelişebildiği hasta grubudur. Herhangi bir hastalık veya ameliyat sonrası oluşabilecek nörolojik problemlerin bir an önce tespit edilerek ortadan kaldırılması da nöroloji uzmanımızın önem verdiği durumlardandır.

Nöroloji Bölümleri’nde ayaktan ve yatarak tanı, tedavi ve izlem hizmeti vermek üzere çalışmalar yapılmaktadır.

Başta epilepsi olmak üzere santral sinir sisteminin birçok hastalığında ayırt edici tanı amacı ile kullanılan EEG (elektroensefalografi) tetkiki elektro-nörofizyoloji laboratuvarımızda yapılabilmektedir. Epilepsi nöbetlerinin çok değişik çeşitleri mevcuttur. Kırkın üzerinde nöbet tipi tanımlanmıştır. Herkes tarafından epilepsi veya sara dendiği zaman anlaşılan ve iyi bilinen tonik-klonik nöbetin yanı sıra başkalarının hiç fark etmeyeceği kadar hafif nöbet çeşitleri de vardır.

  • Baş Ağrısı
  • Epilepsi (Sara) (Teşhisinde kullanılan Nörofizyolojik yöntem Elektroensefalografi - EEG)
  • Beyin Damar Hastalıkları (Felçler - İnme)
  • Demans (Alzheimer Hastalığı)
  • Baş Dönmesi ve Denge Bozuklukları
  • Hareket bozuklukları ve Parkinson Hastalığı
  • Demyelinizan hastalıklar
  • Periferik Sinir ve Kas Hastalıkları (Teşhisinde kullanılan Nörofizyolojik yöntem Elektromiyografi-EMG )
  • Uyku Bozuklukları ve Uykuda solunum bozuklukları (Teşhis ve tedavisinde kullanılan Nörofizyolojik yöntem Polisomnografi)


 


Ortopedi ve Travmatoloji

Ortopedi ve Travmatoloji

Ortopedi ve Travmatoloji

Ortopedi ve Travmatolojinin kas iskelet sistemi veya daha doğru olarak hareket sistemine ait hastalıklarla uğraştığı kısaca söylenebilir. Ortopedi kelimesi hareket sistemine ait travma (vurma-çarpma) ile ortaya çıkmayan sorunları içerir. Travmatoloji ise adından da anlaşılabileceği gibi, travma sonrasında gelişen hareket sistemi rahatsızlıklarıyla uğraşır. Bölümümüzde, ortopedi ve travmatolojinin tüm alanlarıyla ilgili olarak, hastalıkların tanı, takip ve tedavisi yapılmaktadır.

Genel olarak uğraşı alanlarını; travmatoloji (vurma-çarpma-kazalar sonrasında ortaya çıkan kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları), artroplasti (eklem protez cerrahisi), artroskopik cerrahi (eklem içi problemlerde yapılan kapalı cerrahi ameliyatları), el cerrahisi-mikrocerrahi (kopan uzuvların dikilmesi dahil), omurga hastalıkları ve cerrahisi, pediatrik ortopedi (çocuk ortopedisi, doğuştan kaynaklı kas-iskelet bozuklukları dahil), kas-iskelet sistemi tümör cerrahisi ve spor hekimliği şeklinde özetleyebiliriz.

Bu alt başlıkları daha ayrıntılı olarak incelemek istersek;

Omurga hastalıkları ve cerrahisi, diğer bir uğraş konumuzdur. En sık bilinen yönüyle omurga eğrilikleri ve kırıklar ana tedavi kısımlarını oluşturmaktadır. Omurga eğrilikleri doğuştan olabildiği gibi, sonradan da gelişebilmektedir. Genellikle yüksek enerjili yaralanmalar sonrasında gelişen omurga kırıkları, bazen de kemik erimesine veya tümör yayılımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Omurga kemiklerinin hemen arkasından geçen, beyinden çıkıp hareket sistemine giden sinirler bu bölgenin risklerini arttırmaktadır. Hastanemizde omurga bölgesine ait hastalıkların tanı ve tedavisi başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

Travmatoloji, özellikle ülkemiz koşullarında çok sık karşımıza çıkan vurmalar, çarpmalar, düşmeler ve trafik kazaları sonrasında ortaya çıkan kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarını tedavi eden alt bölüm olarak söylenebilir. Tabii akla hemen kırıklar gelse de baş bölgesini içeren kırıklarla, farklı anabilim dalları uğraşmaktadır. Yüz kemikleri kırıklarıyla Plastik-Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi bölümü ve Kulak-Burun Boğaz Cerrahisi bölümü ilgilenmektedir. Kafatasını oluşturan diğer kemiklerin kırıklarıyla Beyin ve Sinir Cerrahisi bölümü uğraşmaktadır. Yine çok sık görülen kırıklardan olmakla birlikte, kaburga kırıkları da öncelikli olarak Göğüs Cerrahisi bölümünün ilgi alanındadır. Travmalar sonrasında her zaman kırıklar oluşmamaktadır. Genel olarak yumuşak doku yaralanması ismini verdiğimiz kas-tendon-bağ gibi yapıların yaralanması da travmatolojinin uğraşı alanıdır. Yine cerrahi bir bilim dalı olmamız nedeniyle ameliyat gereken durumlarda ekibimiz tarafından cerrahi müdahaleler başarı ile gerçekleştirilmektedir.

Artroskopik cerrahi, kısaca eklem bölgesini içeren hastalıkların, kapalı ameliyat yöntemiyle tanısının doğrulanması ve tedavi edilmesi olarak söylenebilir. Kapalı ameliyattan anlaşılması gereken, kalem şeklinde kamera ile eklem içine girilmesi ve diğer bir noktadan da yine kalem şeklinde aletlerle işlemin yapılmasıdır. En büyük avantajı cerrahi kesinin yapılmaması olarak söylenebilir. Hasta açık ameliyata göre daha erken dönemde işine dönebilmektedir. Eklemi oluşturan eklem zarı başta olmak üzere, bağlar, kıkırdak yapıları ve bölgedeki tendonlar ve kemik yapıların ayrıntılı ve fonksiyonel değerlendirmesinin yapılabilmesi diğer bir avantajıdır. En sık olarak diz ve omuz eklemlerine girişim yapılsa da, dirsek, el bileği, kalça ve ayak bileği eklemlerine de artroskopik girişimler yapılabilmektedir. Kliniğimizde tüm artroskopik girişimler başarılı bir şekilde yapılmaktadır.

Artroplasti, kısaca eklem protez cerrahisi olarak söylenebiliir. Protez kelimesi diş hekimliğinde kullanılan protezler gibi düşünülebilir. Dişleri olmayan veya ileri derecede bozuk olan kişilere uygulanan diş protezleri, dişlerin yerine geçmekte ve görev yapmaktadır. Benzer şekilde ortalama 40 yaşından sonra başlayan veya daha önceki travmalara ikincil olarak ortaya çıkan kıkırdak bozulmasında da protezler kullanılmaktadır. Kullandığımız protezler bozulmuş eklemlerin yerini almaktadır. Genel olarak diz ve kalça protez ameliyatları daha çok yapılsa da, omuz, dirsek, ayak bileği, el bileği ve parmak protezleri de vardır. Protez deyince uzuv kopmaları (amputasyonlar) sonrasında görüntü ve fonksiyon oluşturmak amacıyla kullanılan protezlerle karıştırmamak gerekir. Örneğin bacak kesilmesi ile ortaya çıkan durumda, yürümeyi sağlamak amacıyla dışarıdan kullanılan cihazlar da protez olarak isimlendirilmektedir. Artroplasti ameliyatları sonrasında, hasta eklem ağrılarından kurtulmakta ve hareket kabiliyeti artmaktadır. Protezlerin ömürleri 15-20 yıla kadar uzayabilmektedir. Hastanemizde başarı ile bu ameliyatlar yapılmaktadır.

Kas-iskelet sistemine ait tümörlerin tanı, tedavi ve takibi de kliniğimizde başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Tümör kelimesi, vücuttaki hücrelerin her türlü büyümesine verilen isimdir. Buna karşılık, iyi huylu ve kötü huylu kelimeler ise, yayılım yapma, ilgili yapıyı bozma yeteneğinin olup olmamasına göre söylenmektedir. Esas olarak kas-iskelet sistemi tümörleri yumuşak doku ve kemik tümörleri olarak, ikiye ayrılabilir. Cerrahi tedaviye ilave olarak, ilaç ve ışın tedavisi de zaman zaman tedavilere eklenmektedir.

Pediatrik Ortopedi veya Çocuk Ortopedi' si olarak isimlendirebileceğimiz alt bölüm, adından da anlaşılacağı gibi çocukların kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarıyla esas olarak ilgilenmektedir. Ancak şu unutulmamalıdır ki çocuklar yetişkinlerin minyatürü değildir. Tanı, tedavi ve takipleri yetişkinlerden çok farklı olmaktadır. Tabii burada çocuk ortopedisinin, travmatoloji, omurga cerrahisi ve diğer alt dallarla birlikte takip edebildiği birbirinin içine girmiş konuları da vardır. Ancak çocuk ortopedisi denince akla daha çok, özellikle ülkemizde kalça çıkığı gibi doğmalık yürüyüş sistemine ait bozukluklar gelmektedir. Kalça çıkığı görülme oranı son yıllarda giderek azalma gösterse bile, halen bir sorun olmaya devam etmektedir. Kalça ultrasonografisi bu  konuda bir devrim yapmıştır. Erken dönemde konulan tanı ile cerrahi olmayan tedaviler ile oldukça başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Kalça ultsonografisi uygulaması, standart tüm yenidoğanlara tarama şeklinde hastanemizde yapılmaktadır.

El cerrahisi-mikrocerrahi, denince akla ilk olarak kopan uzuvların mikrocerrahi yöntemlerle dikilmesi gelse de, el cerrahisinin kapsama alanı parmak ucundan, omuz bölgesine kadar olan kısmı içermektedir denebilir. Mikrocerrahi deyince, normal gözle dikilmesi imkansız olan damar, sinir yapılarının mikroskop altında çok ince dikişler ve çok ince özel dikiş aletleri yardımıyla dikilmesi anlaşılmalıdır. Özellikle son yıllarda daha popüler olan bu konu çok medyatik de olsa, sanılanın aksine her uzuv kopması için uygulanacak bir yöntem değildir. Uygun hastalarda yapılması ile ancak başarılı sonuçlar alınabilmektedir. Damar ve sinir yapıları ileri derecede tahrip olmuş hastalarda, başarılı sonuçların alınması oldukça zordur. El cerrahisi sadece kopan uzuvların yerine dikilmesi olarak anlaşılmamalıdır. El-omuz arasındaki bölgenin tüm kas-iskelet sistemi yaralanmaları ilgi alanındadır. Bu bölgedeki kemik kırıklarından, sinir sıkışmalarına, tendon-kas kopmalarına kadar bir çok örnek verilebilir. Bölümümüzde el cerrahisi ve mikrocerrahinin tüm imkanlarından başarı ile yararlanmak mümkündür.

Spor hekimliği, adından da anlaşılabileceği gibi, sporculara ait kas-iskelet sistemi yaralanmalarıyla uğraşan alt bölüm olarak söylenebilir. Sporcular, ancak doğru tanı, tedavi ve hızlı bir rehabilitasyon programıyla tekrar spora dönebilirler. Burada en kritik sorun spora dönüş süresinin kısaltılmasıdır. Bazı kas-iskelet rahatsızlıklarının sadece sporcularda cerrahi tedavi gerekliliği vardır. Spora dönüş ancak bu şekilde sağlanmaktadır.



Radyoloji

Radyoloji

Radyoloji

Hastanemizde yüksek teknoloji ürünü en gelişmiş radyolojik cihazlara sahip olup tüm diagnostik ve girişimsel radyolojik işlemler yapılmaktadır. Radyoloji departmanı, hasta ve doktorların tanı ve tedavi amaçlı tüm taleplerini karşılayabilecek teknik donanıma ve tecrübeli doktor kadrosuna sahiptir. Personel işlemler sırasında hastaların rahat etmesini sağlama konusunda maksimum özeni göstermektedir.

Radyologlar genel radyoloji, bilgisayarlı tomografi, mamografi, panoramik röntgen, dijital floroskopi, manyetik rezonans görüntüleme, ultrasonografi, renkli Doppler ultrasonografi, anjiografi gibi sadece diagnostik işlemleri değil ayrıca terapötik girişimsel işlemleri de yapabilecek bilgi ve deneyime sahiptir. Haftanın 7 günü, 24 saat hasta ve doktorlara hizmet veren departmanda raporlar hemen hazırlanarak tanı ve tedavi süreci hızlandırılmaktadır.

Karın, pelvik, böbrek, tiroid, toraks, meme, kalça, göz ve kranial ultrasonografi gibi tüm ultrasonografik incelemeler yapılmaktadır. Ayrıca transrektal US, transvajinal US ve intraoperatif US verilen hizmetler arasındadır. Bu tetkiklere ilave olarak ultrason eşliğinde ince iğne aspirasyonu ve biyopsiler, sıvı aspirasyonları, kateter drenaj işlemleri yapılmaktadır.

Vasküler yapılar ve kan akımı renkli Doppler ultrason ile ayrıntılı olarak değerlendirilebilmektedir. Üst ve alt ekstremite artelyal ve venöz sistem renkli Doppler ultrason, portal Doppler, karotis ve vertebral arter Doppler, orbital ve skrotal Doppler, jinekolojik ve obstetrik Doppler, renal arter Doppler ve graft değerlendirmesi yapılan incelemelerdendir. Bu incelemeler, konusunda oldukça deneyimli doktorlar tarafından yapılmaktadır. Koşulsuz hasta memnuniyeti departmanın ana ilkelerinden olup tetkik için başvuran hastalar aynı gün içinde randevu alabilmekte ve randevu bekleme süresi mümkün olduğu kadar kısa tutulmaktadır.

Mide-bağırsak sisteminin tüm çift kontrast ve bifazik incelemeleri, enterokolizis incelemesi yapılabilmektedir. Eksretuar ürografi, sistografi, voiding sistoüretrografi ve retrograd ürografi yapılabilen genitoüriner sistem incelemelerindendir. Tüm histerosalphingografiler bir kadın doğum uzmanı eşliğinde gerçekleştirilmekte olup imajlar radyologlar tarafından yorumlanmaktadır. Floroskopik incelemelerde özellikle minimal radyasyon dozu ile en kaliteli incelemenin gerçekleştirilmesine dikkat edilmektedir.

Mamografi meme kanserinin ve diğer iyi huylu meme hastalıklarının tanısında, X-ışınları kullanılarak gerçekleştirilen özel bir incelemedir. Mamografi hizmetleri asemptomatik hastaların tarama amaçlı incelemeleri, semptomatik meme hastalıkları olan bayanların tanısal amaçlı incelemeleri, sterotaksik preoperatif meme işaretlemesi ve konsültasyonları içermektedir.

Cihazların teknolojik özellikleri minimum radyasyon dozu ile optimal magnifikasyon ve kompresyon tekniklerine olanak sağlamaktadır. Tarama ve tanı amaçlı mammografik incelemeler için doğru ve hızlı diagnostik hizmetler veren departmanda galaktografi, ultrason eşliğinde meme işaretlemesi, ince iğne aspirasyonu ve biyopsiler de başarı ile gerçekleştirilmektedir.

Bu cihazlar kullanılarak yapılan tüm incelemelerin görüntüleri PACS (Görüntü Arşivleme ve İletişim Sistemi) sistemine aktarılmakta, radyoloji uzmanları tarafından değerlendirilmekte ve saklanmaktadır. Sistemin hastane işletim sistemi (HİS) ile entegre olması tüm poliklinik ve kliniklerden sonuçlara hızlı bir şekilde ulaşma ve gerektiğinde konsültasyon yapma imkanı sağlamaktadır.

BT bedenin herhangi bir bölümünün ayrıntılı kesitsel görüntüsünü oluşturabilmekte olup yumuşak doku hastalıklarından kırıklara kadar birçok hastalığın tanısında kullanılabilmektedir. Direkt grafi ve ultrasonografi gibi diğer görüntüleme yöntemlerinin açığa kavuşturamadığı durumlarda sıklıkla kullanılmaktadır. Beyin, vertebra, toraks, abdomen, kemik ve pelvik yapılar gibi vücudun herhangi bir kesiminin spiral ya da sequential taraması yapılabilmektedir. Ayrıca cerrahi gereksinimi azaltmak ve lezyonların doku tanısı için BT eşliğinde biyopsi ve girişimsel işlemler de yapılmaktadır.

Tüm nörolojik incelemeler (beyin, boyun ve vertebral kolon), vasküler anjiografi (periferal, intrakranial, karotis ve aorta), abdomen, toraks ve kardiyak incelemeler, meme MRG, kas-iskelet sistemi incelemeleri, MR kolanjiopankreatikografi (MRCP), fetal MRG ve fonksiyonel MRG incelemeleri yapılabilmektedir. Fonksiyonel MRG teknikleri kan oksijen düzeyine bağımlı görüntüleme (BOLD), diffüzyon ve perfüzyon MRG, MR spektroskopi ve beyin omurilik sıvısı akım analizini kapsamaktadır. Mamografi ve ultrasonun kesin tanı koyamadığı olgularda meme kanserinin tanısına yönelik meme MRG yapılabilmektedir. MRCP incelemeleri bilier ve pankreatik kanalları noninvazif olarak görüntüleyebilmekte olup hızla tanısal amaçlı ERCP incelemelerinin yerini almaktadır. Departmanda her yaştaki hastalar için anestezi kullanımını gerektiren radyolojik incelemeler uzman anestezi doktoru gözetiminde yapılabilmektedir.

 


Saç Ekimi Nedir?

Zamana bağlı, hormonel, çevre faktörleri, saçlı deri hastalıkları ya da genetik faktörler yüzünden kaybedilen saçların oluşturduğu açıklığı, kişinin kendi saçı ile doldurmaya yarayan bir işlemdir. FUE TEKNİĞİ (Foliküler Ünite Extraction ) : Herhangi bir kesme ve cerrahi müdahale olmaksızın saç köklerini enseden 0,7- 0,8 özel kök alıcı (punch ) lar ile tek tek alınmasına denir. UYGULAMA NASIL YAPILIR? Saç ekimi lokal anestezi altında yapılır. Kişinin donör bölge adı verilen, iki kulak arası (ense) bölgeden alınan saç kökleri mevcut açıklığa nakledilmek için özel bir ekip tarafından alınır. Bu kökler ayrıştırılır. Saçsız alana nakledilecek saç kökleri özel bir sıvıda bekletilir. Bu sayede saç kökleri ekildiği bölgede daha canlı bir şekilde hayat bulur. Bu kökler, lateral slitler ile uygun açı ve derinlikte açılan kanallara tek tek yerleştirilir. SAÇ KÖKLERİNİN ALINDIĞI ENSE BÖLGESİNDE İZ KALIRMI ? Greftlerin alındığı donör bölgede kesinlikle iz kalmaz,Üç gün içinde o bölge tamamen iyileşmiş olur.O bölgede herhangi bir kellik veya saç kaybı olmaz.(Tabiki kök alımı dikkatli yapıldığı zaman) EKİLEN SAÇLAR BELLİ OLUR MU? Özellikle saç köklerinin yerleştirileceği kanallar yönleri hastanın daha önceki saçlarının çıkış yönünde açılmış ise ekilen saçlar belli olmaz. Böylelikle yeni gelen saçlarınız doğal bir görünümle sağlıklı bir şekilde uzayacaktır. Kanal açma işlemi saç ekim operasyonunun en önemli kısmını oluşturmaktır. EKİLEN SAÇLAR DÖKÜLÜR MÜ? Saç ekiminde saçlar genetik olarak dökülmemeye kodlanmış bölgeden alındığı için bir daha dökülmez. Ekilen saçların büyük bir kısmı ilk 1 aylık periyotta dökülür, 3. ay içerisinde bir daha dökülmemek üzere yeniden çıkmaya başlar; bu süreç 6 ay - 1 yılı bulur. SAÇLARA BOYA ve KESİM YAPILABİLİR Mİ? Saç ektirme ile ekilen ve dökülmemek üzere yeniden çıkan saçlara her türlü kozmetik müdahale yapılabilir. SAÇ NAKİL OPERASYONU KAÇ SAAT SÜRER ? Ekim yapılacak saç köklerini sayı ve hücre karakterlerine göre değişmekle beraber ortalama 6-8-10 saat sürmektedir. ŞAÇ EKİMİNDE AĞRI HİSSEDİLİRMİ ? Saç ekimi lokal anestezi altında yapılan bir işlemdir. Kesinlikle hem kökleri alındığı bölgede hemde ekim yapılan bölgede ne işlem sırasında ne de işlem sonrasında herhangi bir ağrı hissetmezsiniz. SAÇ KÖKLERİNİN ALINDIĞI BÖLGEDE İZ KALIRMI ? Greftlerin alındığı donör bölgede kesinlikle iz kalmaz,Üç gün içinde o bölge tamamen iyileşmiş olur.O bölgede herhangi bir kellik veya saç kaybı olmaz.


Tıbbi Biyokimya

Biyokimya

Biyokimya

Tanı ve tedavinin takibinde laboratuarlar önemli bir yer tutar. Test sonuçlarının güvenilirliği sadece laboratuvar çalışmasına bağlı olmayıp numunenin alınmasından laboratuvara gönderilmesine kadar birçok basamaktan etkilenir. Bu basamaklar:

  • Analiz öncesi (Preanalitik)
  • Analiz sırasında (Analitik)
  • Analiz sonrası (Post analitik)

Analiz öncesi faktörleri kontrol altına almak klinikler ve laboratuvarın iletişim halinde olması ve işbirliği yaparak çaba göstermelerini gerektirir. Son yıllardaki teknolojik gelişmeler ve kalite kontrol sistemlerinin uygulanması analitik hataların azalarak preanalitik dönemdeki hatalar üzerinde yoğunlaşmaya neden olmuştur.

Ncr International Hospital Laboratuvarı olarak tüm hastane çalışanlarıyla uyum içinde çalışarak ve test çeşitliliğimizi arttırarak hastalarımıza daha iyi bir hizmet vermeyi amaçlıyoruz.

Mikrobiyoloji

Mikrobiyoloji

Ncr International Hospital Mikrobiyoloji laboratuvarı gün geçtikçe artan test çeşidi ile modern şartların gerekleri doğrultusunda hastalarımıza ve doktorlarımıza hizmet vermeyi sürdürmektedir.

Testler hakkında daha geniş bilgi almak istediğinizde her türlü haberleşme yolu aracılığı ile laboratuvarımız uzmanlarına ulaşabilirsiniz.

  • Uygun klinik örneklerin alınmasını,
  • Örneklerde doğru izolasyon ve tanımlama yöntemlerinin kullanılmasını,
  • Doğru standartların uygulanmasını,
  • Test için gerekli tüm ekipman ve malzemenin seçimini,
  • Doğru sonuçların en uygun formatta rapor edilmesinin sağlanmasıdır.

Üroloji

Üroloji

Üroloji

Ncr International Hospital Üroloji Bölümün'de, yetişkin ve çocuk hastalara dinamik ve gelişmeleri izleyen sağlık personeli kadrosu ile yüksek kalitede ürolojik muayene, tetkik ve tedavi hizmeti vermektedir. Üroloji bölümünde çalışan hekimimiz klinik deneyimlerini, bilimsel çalışma ve araştırmalara dayanan birikimlerini kullanarak üroloji hizmetlerini yetkin biçimde sunmayı amaçlamıştır.

Bu bölümlerdeki hekimimizle görüşmek üzere 444 99 30 aramanız yeterli olacaktır.

Varikosel Testislere giden toplardamarlardaki genişleme ve buna bağlı kan akımında geriye kaçışa denir. Varikosel %85 oranında sol testiste(sol testis toplar damarının daha yüksek basınçlı ve daha uzakta olan böbrek toplar damarına döküldüğünden dolayı) ve %15 iki taraflı olur. Varikosel sadece sağ tarafta görülüyorsa ek tetkike gerek vardır. Evliliklerin yaklaşık % 15-20 kadarında istedikleri zamanda ve sayıda çocuk yapamama sıkıntısı yaşanmaktadır. Çiftlerin kısırlık sorununda sadece erkeğe bağlı faktörler % 20 kadar olup, yaklaşık % 40 çiftte de erkekte bulunan sorun kadındaki soruna eklenmekte; çocuk sahibi olmakta zorluk yaşayan çiftlerin % 50-60'ında, erkekteki bir sorunun kısmen de kısırlık sorununa katkısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Erkekteki sorunların çoğu muayene ve sperm tahlilinden anlaşılabilirse de, bazı durumlar özel tetkikler gerektirebilir. Erkekte kısırlık açısından değerlendirme ilk aşamada Ürolog-Androlog ile yapılacak bir görüşme ve doğru şekilde sperm verilerek, WHO (Dünya Sağlık Örgütü) kriterlerinde değerlendirilen en az iki adet spermiogram ile başlatılır. İlk değerlendirmeler sonucunda muayene veya sperm testinde sorun belirlenirse detaylı tetkiklere geçilecektir. Bunlar spermle yapılan daha detaylı tetkikler, hormon analizleri, ultrasonografi ve bazı diğer radyolojik ve genetik testler olabilir. Tetkiklerin tamamlanması sonucu erkeğin menisindeki sperm hücrelerinin sayı, hareketlilik ve kalitesi arttırarak, dölleme kapasitesini yükseltecek tedavilere geçilir. Kısırlık sorunu olan erkeklerin bir kısmı, eksikliği saptanan hormonların yerine konması veya uygun hormonal yapısı olan hastalarda ilaçlar ile sperm sayıları arttırılarak tedavi edilebilir. VARİKOSEL TEDAVİSİ: Varikosel cerrahisinin teknik açıdan en başarılı ve komplikasyon ihtimali en düşük yöntemi mikrocerrahidir. Mikrocerrahi varikosel operasyonunda teknik başarı %99'un üzerine çıkabilmekte, ciddi komplikasyon oranı %0'a, önemsiz komplikasyon oranı %3-5'e kadar inebilmektedir. Diğer operasyon tekniklerinde ise hidrosel riski %40'a, atardamar hasarı %5'e kadar çıkmaktadır. Varikosel tedavisinde radyoloji bir girişim olan embolizasyon yöntemi düşük başarı ve yüksek ciddi komplikasyon oranları nedeni ile tercih edilmemektedir.Mikrocerrahi varikosel operasyonu basit bir cerrahi girişim değildir. Mikrocerrahi teknik sadece bu konuda özel eğitim almış ve deneyimli ellerde başarılıdır. Her yöntem gibi mikrocerrahinin de yetersiz ve hatalı uygulamaları çok önemli komplikasyonlara, hatta organ kaybına dahi yol açabilir. Mikrocerrahi ve diğer eski teknikler ile yapılan başarısız varikosel operasyonları sonrasında varikoseli devam eden veya komplikasyonlardan dolayı sorun yaşayan, hidrosel ve testisin kaybı gibi ciddi sorunlar ile karşılaşan birçok hasta ile karşılaşılmaktadır. Sperm kaliteleri veya spermiyogram neticeleri daha da bozulan hatta sıfıra kadar inen bu hastaların bazıları düzeltici mikrocerrahiden fayda görmekteyse de bir kısmına yardımcı olunamamaktadır. Varikosel ağrı nedeni de olabilir. Ağrının geçeceği garanti edilemezse de mikrocerrahi yöntem ve ağrıya yönelik operasyon tekniklerinin uygulanması ile birçok vakada ağrı ortadan kalkmaktadır. Böbrek taşı Böbrek, Üreter (böbrek ile mesane arasındaki kanal), Mesane ve Üretra da (mesaneden dışarıya uzanan idrar kanalı) taş görülmesi ile karakterize hastalıktır. Her yaş grubunda görülebilir. Ailevi geçiş ve çevresel faktörler önemli rol oynamaktadır.   

 

Temel şikayet ağrıdır. Ama hiç ağrısı olmadan da yapılan tetkiklerde hastada taş tespit edebilir. Ağrının şiddeti ve yeri ise, taşın idrar yollarındaki konumuna göre farklılıklar gösterir.Bir insanın çekebileceği, bilinen en şiddetli ilk üç ağrı arasındadır. Böbrek içerisindeki taşın ağrısı, arka-yan sırt bölgesinde olurken, Üreterdeki (böbrek ile mesane arasındaki idrar kanalı) taşın ağrısı ise üreterdeki konumuna göre ve böbrekte yapmış olduğu etkiye bağlı değişebilmektedir. Mesanede ki taşlar nispeten ağrısızdır, Üretrada ki (mesaneden dışarıya uzanan idrar kanalı) taşlar ise direk idrar kanalını tıkamasından dolayı idrar yapamama ve ağrı şeklinde olmaktadır. Bütün bunların yanında, idrar yollarındaki taşlara bağlı ağrı ile gelen hastada görebilecegimiz ortak şikayetler, idrarda kanama, ağrıya bağlı bulantı kusmadır.

ESWL veya takip yapılması uygun olmayan hastalarda cerrahi seçenekler düşünülmelidir. Bugün Üriner sistemin taşlarında Cerrahi secenekleri kapalı yöntemler oluşturmaktadır. Açık cerrahi seçenekler, sadece çok özel seçilmiş hastalarda uygulanmaktadır.

 

İdrar yollarındaki taşın bulundugu yere göre farklı endoskopik araçlarla operasyonlar yapılmaktadır. Bu yüzden taşın bulundugu yer çok önemlidir. İdrar yollarında kapalı taş cerrahisinde kullanılan ekipmanlar sırasıyla,

  1. PNL (Perkütan Nefrolitotomi)

  2. Mikro PNL

  3. RIRC (Retrograde IntraRenal Cerrahi-Flexible URS)

  4. URS (Rijit Üreterorenoskopi)

  5. Sistoskopi 

Hadi gelin bunları tek tek inceleyelim....

Perkütan Nefrolitotomi Perkutan Nefrolitotomi (PNL) operasyonunda, ciltten 1 cm lik kesi ile direk böbrek içine endoskop vasıtası ile girilir, Ve böbrek içindeki taşlar aynı delikten dışarı alınır. Hastanın operasyon sonrası konforu, hastanede yatış süresi ve komplikasyon sıklığının azlığı nedeniyle bugün için PNL yöntemi böbrek taşlarının cerrahi tedavisinde altın standartı oluşturmaktadır.

Mikro Perkütan Prensip olarak PNL ameliyatına benzemekle beraber, Açılan deliğin genişliği, neredeyse bir iğne kadar küçüktür. Buradan böbreğe girilir. Ve laser kullanılarak taşlar parçalanır. Taşlar PNL deki gibi dışarı alınmaz. Bu yöntem özellikle böbrekteki küçük taşların temizlenmesi icin hasta icin konforlu bir secenek oluşturmaktadır.

RIRC (Retrograt intrarenal cerrahi)

RIRC, Hastanın İdrar kanalından girilerek böbrek içerisine kadar uzanabilen flexible-esnek özellikte bir endoskop kullanılarak yapılan cerrahidir. Özellikle üreter (böbrek ile mesane arasındaki idrar kanalı) üst uç ve böbrek içerisindeki taşların, hic bir kesi yapılmadan alınmasını sağlar. Bu yöntemde de endoskopun içerisinden lazer probu gönderilir. Ve taşlar parçalanarak kum haline getirilir.

Rijit URS Özellikle üreter (böbrek ile mesane arasındaki idrar kanalı) orta ve alt ucundaki taşlarda altın standartı oluşturmaktadır. İdrar kanalından rijit bir endoskop ile girilerek taşlara ulaşılır ve lazer veya pnömotik litotirptör ile taşlar kırılıp temizlenir.

Vücut tekrar taş yapar mı?

 


 

Teorik olarak evet. Taşların oluşma mekanizmasında genetik kadar metabolik komponentin de olmasından dolayı, ister cerrahi yolla olsun ister olmasın, elde edilen taşların analiz edilmesi gerekmektedir. Kan ve idrar analizleri ile taş analizinin yapılması, en azından vucudun neden bu taşı yaptığı hakkında genel bir fikir verecektir. Bu şekilde ilaç ve diet desteği ile vucudun aynı tip taşı tekrar yapmasının önüne geçmek veya en azından görülme sıkılığını azaltmak mümkün olabilmektedir.

 

Prostat Büyümesi(BPH)

BPH orta yaş üzerindeki erkekleri en sık etkileyen hastalıklardan birisidir.Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar. Hastaların yaklaşık %20’sinde cerrahi girişim gerekir,%80’inde ise izlem ve ilaç tedavileri önerilir. BPH semptomları sık idrara gitme,geceleri idrar yapma, mesaneyi tam boşaltamama gibi hayat kalitesinde düşüşe yol açan,yavaş bir ilerleme gösteren şikayetlerdir.Erkeklik hormonu olarak bilinen testosteronun etkisi ile büyüyen prostat,içinden geçen idrar yolu kısmında daralma yaparak kesik kesik işeme ve idrar akımında zayıflamaya sebep olur. Semptomlar

BPH’da alt üriner sistem semptomları olarak adlandırılan bir grup şikayet ortaya çıkar.Zayıf idrar akımı Kesintili idrar yapmaZorlu idrar yapma İşeme süresinin uzamasıMesaneyi boşaltma güçlüğüİdrar yapma isteğiSık idrara gitmeGeceleri idrara kalkmaİdrar kaçırma

Değerlendirme Hastanın yakınmaları IPSS (Uluslararası Prostat Semptom Skoru)ile değerlendirilir. Parmakla prostat muayenesi, kanda PSA(Prostat Spesifik Antijen)tayini ve idrar tahlili yapılması gereken incelemelerdir. Parmakla prostat muayenesi ve PSA tayinleri kötü huylu prostat büyümelerinin ayırt edilmesi için ürologlara yardımcı olur. Tedavi SeçenekleriProstat büyümesine bağlı komplikasyonları olan, ilaç tedavisine rağmen şikayetlerinde düzelme gözlenmeyen veya daha etkin bir tedavi yöntemini tercih eden hastalarda cerrahi tedavi uygulanır. Cerrahi yöntemler arasında, tercih hastanın prostat büyükülğüne, genel durumuna, herhangi başka bir hastalığı olup olmamasına ve varsa bu hastalık için kullandığı ilaçlar ve benzeri birçok faktör değerlendirilerek yapılır. Verilen karara göre açık veya kapalı cerrahi prosedürlerden birisi uygulanır. Yüzde 90 hastada kapalı yöntemler uygulanabilir. Bu operasyonlar spinal, epidural veya genel anestezi ile uygulanabilirler.Hastanın durumuna bağlı olarak kullanılan endoskopik ( kapalı ) prostat ameliyatı teknolojileri : Monopolar ( konvansiyonel) TUR, bipolar ( plazmakinetik) TUR ve Greenlight lazer’dir.



Prostat Kanseri

Prostat sadece erkeklerde bulunan bir bezdir. Ceviz büyüklüğündedir ve rektumun hemen önünde iç kısmında, penisin dip kısmının hemen altında yer alır. Prostat idrarı ve semeni penisin dışına taşıyan üretranın iç kısmını sarmalamaktadır. Prostatbezinin fonksiyonlarından biriside spermleri canlı tutan ve koruyan seminal sıvının bir kısmını üretmesidir. Prostat bezi dokusunu oluşturan hücreler temel erkeklik hormonunu testosteronun etkisi ile büyür ve sağlıklı kalır. Erkeklik hormonlarının hepsine verilen genel isim androjendir.
Prostat kanseri hücreleri prostat bezi hücrelerinden gelişir. Hemen hemen bütün prostat kanserleri bez dokusundan gelişir (adenokarsinom).Prostat kanseri genel olarak prostat bez içersinde çok yavaş gelişir ve gelişirken sonunda prostat bezinin dış yüzüne nüfuz eder. Komşu organların dokularınada direk olarak sıçrayabilmektedir. Nihayetinde vücudumuzun uzak dokularına ve özellikle kemiklere işleyebilmektedir (metastaz = doğrudan veya lenf sistemi ve kan dolaşımı ile diğer dokulara sıçrama). Eğer prostat kanseri yayılırsa ilk olarak lenfatik kanallardan pelvik bölgedeki lenf bezlerine atlamaktadır. Lenfatik doku, bağışıklık sistemi hücreleri ihtiva eden renksiz şeffaf bir sıvıdır. Lenfatik damarlar bu sıvıyı lenf bezlerine taşır. Kanserli hücreler lenf kanallarına girerek lenf bezlerine geçebilirler ve buradan yayılmalarına devam edebilirler. Eğer Prostat kanser hücreleri lenf bezlerine ulaşırsa oradan vücudumuzun diğer organlarına da geçebilmeleri mümkündür. Prostat Kanseri Belirtileri Maalesef bir çok hastada geç dönemlere kadar hiç belirti vermeyebilir. Hiç bir yakınmaya da yol açmayabilir. Bu nedenle sizin ya da 40 yaş üzeri aile üyesi diğer erkeklerin bu hastalık için doktora başvurması ve izleyen yıllarda da düzenli kontrolden “check up’tan“ geçmeleri çok önemlidir. Belirtiler ancak idrar yolunu tıkadıktan sonra ortaya çıkar. Aşağıda sayılan şikayetlerden herhangi biri olduğunda mutlaka bir doktora başvurulması gereklidir.
  • Sık idrara çıkma
  • İdrar yaparken zorlanma
  • İnce ve kesintili idrar yapma
  • İdrar yaparken acı veya ağrı duyma
  • İdrarda kan görme
  • Sırt, kalça ve bel ağrısı
  • idrarda kan ya da iltihap olması
  • Menide kan ve ağrı gibi belirtiler olabilir.
Prostat Kanseri Tedavisi
  • Radikal prostatektomi: retropubik – perineal, laparoskopik, robotik
  • radyoterapi: external – brakiterapi
  • hormonal tedavi: cerrahi kastrasyon – medikal kastrasyon
  • kemoterapi
  • kriyoterapi

Tedavi seçeneğinin belirlenmesinde en önemli kriterler; Hastanın genel durumu, PSA’nın yüksekliği, Biopsideki hücre özelliği (Gleason skoru) ve Kanserin Evresi (stage) dir.Tüm bu bulgular ışığında üroloji uzmanları tarafından hasta için en uygun tedavi yöntemi belirlenir ve uygulanır.
Mesaneyi oluşturan hücrelerin kontrolsüz olarak çoğalmasına mesane kanseri denir. Mesane kanseri idrar kesesinin içini döşeyen hücre tabakasından kaynak alır. Eğer bu hücre çoğalması yalnızca mesanenin yüzeyel katmanı ile sınırlıysa buna yüzeyel mesane kanseri denir. Eğer hücre çoğalması derinleşip kas ve yağ tabakasına da geçerse buna derin (invaziv) mesane kanseri denir. Kas tabakasına geçmiş mesane kanseri çevre dokulara yayılabilir. Kan dolaşımı sayesinde dokulara ulaşıp uzak metastaz yapabilir, akciğer, karaciğer gibi organlara atlayabilir.
Mesane Kanseri Belirtileri ve Risk Grupları Tam olarak sebebi belirlenmemiş olan bu hastalığın her yaşta görülmesi mümkün olduğu gibi, çoğunlukla 60 yaş üstünde görüldüğünden ileri yaş hastalığı olarak düşünülebilir. Kadınlara göre erkeklerde 3 kat daha fazla görülen bu hastalığın en önemli sorumlusu, sigara kullanımıdır. Sigara içmeyenlere göre içenlerde 10 kat daha fazla rastlanan bu kanser, genetik yatkınlığı olanlar ile kimyasal maddelere uzun süre maruz kalanlarda da (boya, lastik, deri vb sanayiilerinde çalışanlar gibi) sıklıkla gözlenmektedir. Tekrarlayan idrar yolu hastalıklarında, böbrek taşı rahatsızlığı olanlarda, uzun süre sonda kullanmak zorunda olanlarda mesane kanseri riski artmaktadır. Mesane Kanseri  Belirtileri - İdrardan gözle görülür kan gelmesi,
- İdrarda yanma
- İşeme esnasında ağrı ve sık idrara çıkma isteği

Bu şikayetler basit idrar yolları iltihabı ile benzer şikayetler olduğundan pek önemsenmez, fakat özellikle risk grubundaki kişilerde bu şikayetler olduğunda mutlaka doktora başvurmalıdırlar. Teşhis için yapılması gerekenler; - İdrar Tahlili, İdrar Kültürü
- Ultrason incelemesi
- Böbrek röntgeni ( IVP veya Tomografi )
- Sistoskopi ( Mesaneye ışıklı kamera sistemi ile bakma işlemi)
Mesane Kanseri Tedavisi
Cerrahi bir çok mesane kanserli hastada kullanılan tedavi yöntemidir. Cerrahi alternatifleri aşağıda listelenmiştir. Transüretral rezeksiyon(TUR): Evre 0 ve 1 mesane kanserinde sistoskopi yardımıyla genel veya spinal anestezi altında tümörün çıkarılması mümkün olmaktadır.  Sistoskopi yardımıyla kesici alet mesanenin içine gönderilip tümörün çıkarılması mümkün olmaktadır.  TUR operasyonu tekrarlanabilir ve bu tip bir cerrahiden sonra kemoterapi veya biyolojik tedavi uygulanabilir. TUR’dan sonraki birkaç gün boyunca idrarda kan, idrar yaparken ağrı gözlenebilir. Açık cerrahi: Ürolojik cerrah vücudunuza yaptığı bir kesi ile mesanenin bir kısmını ya da tamamını çıkarır. Kısmi sistektomi: Mesanede tek ve küçük tümör varlığında cerrahın tüm mesaneyi çıkarmasına gerek olmayabilir ve kısmi olarak mesane çıkarılır. Bu tip ameliyattan sonra idrar tutma ile ilgili şikayetler olabilir ancak zamanla düzelebilir. Radikal sistektomi:Tüm mesanenin çıkarılmasıdır. Evre II ve III mesane kanserlerinde tüm mesane çıkarılmaktadır. Cerrah mesaneyi, çevresindek, lenf bezlerini, ve üretranın bir kısmını çıkarır.İlave olarak erkek hastalarda prostat, kadın hastalarda da rahim çıkarılır.Mesane çıkarıldığı için idrarın depolanması için cerrah ya barsaklardan yeni bir mesane oluşturur ya da idrar vücudun dışında bir torba da toplanır.
Mesane göbek altındaki kasların arkasında, erkeklerde bağırsakların önünde kadınlarda rahmin altında yer alan bir organdır. Böbreklerden gelen idrarın biriktiği torbadır. Böbreklerden gelen idrar mesaneyi doldurmaya başladığında beyine sinirler yoluyla sinyal gider, buna karşılık beyin hem mesanenin kasılmasını engelleyecek hemde idrar tutmayı sağlayan kasların kasılmasını sağlayacak sinyaller gönderir. Ancak, mesanede biriken idrar kapasiteyi zorlamaya başladığında beyine giden sinyaller sıklaşır ve beyin kişiyi tuvalete yönlendirerek uyguladığı baskıyı kaldırır. Böylece mesane adalesi kasılır, idrar tutmayı sağlayan kaslar gevşer ve kişi idrarını yapar. Mesanede (idrar torbası) normal bir erişkinde 350-500 ml kadar idrar birikebilir. İdrar birikirken mesane elastik olduğundan genişlemeye başlar, bu sayede mesane içerisinde basınç artışı olmaz, böbreklerden gelen idrar rahatlıkla mesaneye girebilir. Ayrıca, mesanenin hemen altında idrar tutmaya yarayan ve devamlı kasılı olarak duran kaslar idrar torbasında biriken idrarın kaçmasına engel olur. Kadınlarda anatomik olarak idrar borusu erkeklere göre daha kısadır. Kadınlarda salgılanan bazı hormonlar idrar borusuna (üretra) destek sağlar. İdrar yaparken mesane bir İdrar kaçırmanın birçok nedeni vardır. Mesanenin enfeksiyonları (kadınlarda sistit, mesane iltihabı), vajina enfeksiyonları, mesane taşları, tümörleri, zorlu doğumlar, menopoz sonrası hormonal değişiklikler, karın bölgesine uygulanan şua tedavisi, sinirsel hastalıklar ve özellikle erkeklerde görülen prostat büyümesi gibi nedenlerle mesane çıkışı tıkanıklıkları idrar kaçırma nedeni olabilir. Ayrıca kadınlarda devamlı idrar kaçırmaya sebep olabilecek nedenler arasında mesane-vajina arasında ya da böbrekle mesane arasındaki idrar borusu (üreter) – vajina arasında oluşacak birleşmeler sayılabilir. Kontrolsüz şeker hastalığında, alkolizmde de idrar kaçırmaları görülebilir. Kadın yada erkeklerde geçirilmiş çeşitli ameliyatlar idrar kaçırmaya yol açabilirler. Erkeklerde prostatın özellikle kanserine yönelik ameliyatlar, diğer prostat ve mesane boynu ameliyatları, mesane ve idrar tutma mekanizması çevresindeki ameliyatlar gibi nedenler sayılabilir. İlaçlar da idrar kaçırmaya sebep olabilir veya kolaylaştırabilir. Bunlar arasında adele gevşeten ilaçlar, tansiyon düşürücü ilaçlar, idrar söktürücüler, sakinleştiriciler, depresyona karşı alınan ilaçlar, alerji ilaçları vb gibi ilaçlar yer alır. Beyin fonksiyonlarında yavaşlamaya neden olan hastalıklarda (demans, alzheimer, damarsal hastalıklar vb) idrar kaçırmaya neden olur. NORMAL DOĞUM SONRASI İDRAR KAÇIRMA: Mesanenin sabit durmasını sağlayan kaslar normal doğum esnasında yırtılır veya zarar görür . Normalde hapşırırken, öksürürken mesane aşağı doğru hareket eder. Mesanenin aşağı doğru daha fazla hareket etmesini alttan gelen destek kas dokusu engeller ve kişi idrar kaçırmaz. Ancak, çevredeki kasların zarar görmesi veya yırtılması nedenleriyle özellikle hapşırırken, öksürürken mesane sabit duramayarak aşağı doğru yer değiştirir, alttaki destek kas dokusu hasarlı olduğu için yeterli desteği sağlayamaz ve mesane aşağı doğru daha fazla sarkar ve kişi idrarını kaçırır. TEŞHİS: Bunun için öykü, muayene, günlük idrar takip çizelgesi, kişinin kaçırdığı idrar miktarının tespit edildiği ped testi ve gerekirse ürodinami adı verilen mesanenin nasıl çalıştığını gösteren testlerle tanı konur. Ürodinami özellikle daha önce idrar kaçırma ameliyatı olmasına rağmen idrar kaçırmaya devam eden hastalar ve ameliyat yapılacak hastalara uygulanan daha ayrıntılı bir incelemedir. Bu işlem sırasında hastanın mesanesine yerleştirilen bir kateter ile mesanenin nasıl çalıştığı ve idrar kaçırmanın nedenleri ile ilgili değerli bulgular elde edilir. Cerrahi Tedavi Medikal tedavi veya egzersiz yöntemlerinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Son yıllarda hapşırırken, öksürürken idrar kaçırmanın esas nedeninin pelvis tabanındaki destek kas dokusunun yetersizliği olduğu anlaşılması üzerine, mesanenin yukarı doğru çekilmesi yöntemleri terk edilerek, aşağı doğru hareket eden mesanenin daha fazla aşağı doğru gelmesini engelleyen ve mesane tabanına hamak gibi destek sağlayan özel bir madde cerrahi olarak yerleştirilmeye başlandı. TVT (Trans Vaginal Tape) adı verilen bu uygulama son derece kolay, nekahat dönemi kısa ve hastanede yatmayı gerektirmeyen günübirlik bir işlemdir. Lokal anestezi ile dahi yapılabilir. Bu yöntem sayesinde idrar kaçırma tedavisinde önemli bir adım atılmış oldu. Bu yöntemin uzun dönem sonuçlarıda oldukça yüz güldürücü olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir. Erken dönemde başarı %90′ların üzerinde iken ameliyattan 5 yıl sonra dahi başarı %80′lerin üzerinde olarak bildirilmektedir.

Yoğun Bakım Üniteleri

Yoğun Bakımlar

Yoğun Bakımlar

Yoğun Bakım; vücudun bir ya da birden fazla sistem yetersizliğiyle aksamış olan fonksiyonlarının normal sınırlar içinde kalmasını sağlayan, yoğun tedavilerin sürdürülmesi sırasında özellikle bilgi işlem yazılımlarından yararlanılan, yapay solunum ve diğer destekleyici cihazların kullanıldığı, üst düzey bilgi ve yetenek gerektiren bir bilim dalı olarak tanımlanır

Genel Yoğun Bakım’da hastaların kalış süresi hastalığın seyrine göre bir gün olabildiği gibi yatış aylarca da sürebilmektedir.

Bölümümüzde; kullandığımız cihazların teknolojiye uygunluğu, donanımının tam olması, ekip çalışması, tedavi işlemlerinin iyi eğitilmiş hemşirelerle sürdürülmesi hastalarımıza ideal bakım hizmetini sağlamaktadır. Ayrıca gerekli görüldüğünde, yoğun bakım tedavisi tamamlanan hastaların servislerdeki izlemleri de ekibimiz tarafından yürütülmektedir.

Genel Yoğun Bakım’da hastaların kalış süresi hastalığın seyrine göre bir gün olabildiği gibi yatış aylarca da sürebilmektedir.

Ekibimiz; bazı özel durumlarda ameliyathane dışında anestezi gereksinimlerine de destek vermektedir. Genel Yoğun Bakım Ünitesi’ndeki her birim ve yatak, acil durumlarda anında acil girişime uygun biçimde tasarlanmıştır. Yaşamsal işlevleri gösteren monitörleri, damar yolu ile verilen ilaçların hız kontrolünü sağlayan elektronik enjektör ve serum pompaları, aspirasyon ve yapay solunum ile kalbin dinamik fonksiyonlarını inceleyen cihazları, hemofiltrasyon, hemodiyaliz ve diğer cihazları ile en mükemmel tedavi ve bakıma olanak sağlamaktadır.

Bu ünitede; yaşam fonksiyonları olumsuz yönde etkilenmiş olan hastaların tedavileri söz konusu olduğundan, bu süreçler bir ekip çalışması ile multidisipliner olarak yürütülmektedir. Yoğun bakım ünitelerinde çalışan doktor ve hemşirelerimiz, yeteneklerini geliştirmek ve dünya standartlarında yeni tedavi yöntemlerini yakından takip edebilmek için sürekli olarak eğitim programlarına katılmaktadır.

Genel Yoğun Bakım

Bir hastanenin, hasta sağlığına verdiği önemin en büyük ölçülerinden biri de yoğun bakım ünitelerine gösterdiği özen ve yatırımdır.Hastanemizde cerrahi ve dahili olmak üzere 25 yataklı erişkin genel yoğun bakım ünitesi bulunmaktadır.Bu yatakların arasında özel yoğun bakım yatakları da bulunmaktadır.

Ncr International Hospital Yoğun Bakım Ünitesi ileri tıp teknolojilerinin kullanıldığı modern monitörler ve izleme olanakları ile donatılmıştır.

Acil servis, ameliyathaneler ve hasta servislerinden yoğun bakıma hasta transportu son derece hızlı ve güvenli bir şekilde yapılabilmektedir. 

 


 


Yeni Doğan Yoğun Bakım

Ncr İnternational Hospital Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi, yoğun bakım ihtiyacı olan tüm bebeklere gerekli desteği sağlamaktadır. Ünitemiz sahip olduğu uzman ekip ve ileri teknolojik kuvöz benzeri ekipman donanımı ile bebeklerin en doğru tedaviyi almalarına imkan vermektedir.

25 yatağı bulunan ünitemizin doğumhaneye yakın olması sebebiyle transport aşamasında hızlı ve güvenilir bir hizmet sunulmaktadır.

Ünitede ailelerin bebeklerini yoğun bakıma girmeden görebilecekleri cam düzenek ile annenin bebeğini ayrı olarak emzirebileceği emzirme odaları mevcuttur.Ayrıca bebek-anne uyumunu sağlamak için yeterli sayıda uyum odaları bulunmaktadır.

Ünitemizde ailelerin bebeklerini 24 saat boyunca internet aracılığıyla izleyebilecekleri kamera sistemimiz mevcuttur.






 
Copyright NCR International Hospital 2015 | Tüm Hakları Saklıdır