DİYABET CERRAHİSİ

OBEZİTE CERRAHİSİ 

 

- Tanısal Endoskopik İşlemler:

    - Üst Sinidirim Sistemi Endoskopisi
    - Kolonoskopi
    - Sigmoidoskopi

- Anal Bölge Hastalıkları:

-    Hemoroid(Basur) Tedavisi
    - Anal Fissür (Çatlak) Tedavisi
    - Anal Fistül Tedavisi
    - Anal Abse Tedavisi
    - Anal Siğillerin Tedavisi
    - Kıl Dönmesi (Pilonidal Sinüs) cerrahi tedavisi

- Kalın Bağırsak (kolon) iyi ve kötü huylu hastalıklar tanı ve cerrahi tedavisi
- İnce Bağırsak iyi ve kötü huylu hastalıklar tanı ve cerrahi tedavisi
- Mide hastalıkları tanı ve cerrahi tedavisi
- Yemek Borusu (Özofagus) hastalıkları tanı ve tedavisi
- Kasık Fıtıkları kapalı ve açık cerrahisi
- Pankreas bezi hastalıkları
- Karaciğer Hastalıkları tanı ve cerrahi tedavisi
- Tiroid Bezi (Guatr) hastalıkları tanı ve cerrahi tedavisi
- Meme?nin iyi ve kötü huylu hastalıkları tanı ve cerrahi tedavisi
- Deri nin iyi ve kötü huylu tümörlerinin tanı ve cerrahi tedavisi

- Laparoskopik Cerrahi:

    - Safra kesesi(laparoskopik kolesistektomi)
    - Apendiks (laparoskopik apendektomi)
    - Reflü cerrahisi
    - Fıtık cerrahisi

YAPILAN İŞLEMLERDEN BAZILARI

Reflü ve Cerrahisi

Halk arasında reflü olarak bilinen gastroözefageal reflü, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması olarak tanımlanıyor. Ülkemizde her 5 kişiden birinin sorunu olan bu hastalık, oluşturduğu yakınmalarla yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyebiliyor. Öyle ki hasta gece yüksek yastıkta yatmak zorunda kaldığı ve öksürük krizleri nedeniyle rahat uyuyamadığı için güne yorgun başlayabiliyor. Hiç beklemediği bir anda ani mide gazı çıkışları veya ağız kokusu yüzünden sosyal hayatında zor anlar yaşayabiliyor.

Reflü?nün en tipik belirtisi olan midede yanma ile ekşime sorunu da hastayı canından bezdirebiliyor. Bu hastalık beslenme tarzı ile yaşam alışkanlıklarına özen gösterildiği ve ihtiyaç duyulduğunda ilaç tedavisine devam edildiği sürece genellikle kontrol altında tutulabiliyor. Ancak bazı durumlarda operasyon şart görülebiliyor

Bu alışkanlıklar reflü nedeni!
Karın içi basıncını artıran mide fıtığı, obezite ve hamilelik reflüye zemin hazırlayan faktörler. Ancak bu hastalık aynı zamanda mide kapakçığı yetersiz çalışan zayıf kişilerde de sıklıkla görülüyor. Mide kapakçığının yetersiz çalıştığı hastalarda fazla miktarda yemek tüketmek, tok karnına yatmak ve mide kapakçığını gevşeten gıdaları yemek reflüyü tetikliyor. Mide kapakçığını gevşeten etkenler ise şöyle sıralanıyor:

- Alkol,
- Sigara,
- Turşu,
- Limon gibi ekşiler
- Yağlı gıdalar,
- Salçalı besinler, 
- Acı baharatlar.

Belirtileri neler?
- Mide ve yemek borusunda yanma, ekşime,
- Ağza acı su gelmesi,
- Yemek sırasında yemek borusunda ağrı, boğazda bir takılma hissi,
- Astıma benzer nefes darlığı,
- Öksürük, ses kısıklığı,
- Ağız kokusu gibi yakınmalar görülüyor.

Reflü ameliyatına götüren 5 neden

1- Mide fıtığı eşlik ediyorsa: Reflü hastalığına sıklıkla mide fıtığı eşlik edebiliyor. Mide fıtığının bazı türlerinde fıtık boğulması ve acil ameliyat riski oluyor. Bu tür fıtıklarda reflünün şiddetine bakılmaksızın hastaya ameliyat öneriliyor.
2- İlaç tedavisine rağmen yakınmalar geçmiyorsa: Reflüye bağlı olarak yemek borusunda yanma, ekşime, ağza acı su gelmesi gibi yakınmaları olan hastaların bu yakınmaları genellikle PPI (proton pompa inhibitörü) denilen, asit üretimini azaltan ve aljinat denilen (gaviscon gibi) yemek borusunun iç yüzeyini koruyan ilaçlarla kontrol altına alınabiliyor. Fakat bazı hastalarda tüm diyet uygulamaları ve ilaçlara rağmen yakınmalar devam ediyor. Bu grup hastalar ancak ameliyattan fayda görüyor.
3- Yemek borusu içinde doku hasarı saptanmışsa: Reflüye bağlı yakınmaları diyet ve düzenli ilaç kullanımıyla kontrol altına alınmış olan hastaların kontrol endoskopisinde doku hasarı (ülser veya mukozal tahriş) görülebiliyor. Bu hastaların yakınmaları geçmiş de olsa, ilaç tedavisinden yeterince fayda görmediğine karar veriliyor ve ameliyat öneriliyor. 
4- Kanserleşmeye doğru giden doku değişimleri varsa: Reflü olduğunda yemek borusuna kaçan asit salgısı yemek borusunun iç yüzeyini döşeyen mukozada hasara yol açabiliyor. Bu durum kronik bir duruma geldiğinde,yemek borusunda barrett olarak nitelendirilen ve kansere dönüşme ihtimali olan değişikliklere yol açıyor. Eğer bir hastada bu tür değişiklikler oluştuysa yemek borusunu reflüye karşı daha iyi korumak gerekiyor. Bu durumda da ameliyat öneriliyor.
5- Hasta sürekli ilaç kullanmak istemiyorsa: Reflü hastalarında diyet ve ilaçların yardımıyla yakınmalar geçebiliyor. Bazı hastalar bu ilaçları ömür boyu kullanmak zorunda kalabiliyor. Ömür boyu ilaç kullanmak ya da diyet yapmak istemeyen hastalar yaşam konforunu arttırmak için kalıcı çözüm arayabiliyor. Bu grup hastalara da ameliyat öneriliyor.

Ameliyat kesin çözüm sağlıyor
Reflü, laparoskopik cerrahinin gelişmelerinden en fazla nasibini alan hastalıklardan biri. Laparoskopik girişim reflü ameliyatları için de altın standart haline geldi. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Arslan KARAMAN, laparoskopik reflü ameliyatından sonra hastanın genellikle 24 saat sonra hastaneden taburcu olduğunu belirterek şunları söyledi: ?Laparoskopik cerrahinin yarattığı konfor sayesinde ameliyat sayılarında çok hızlı bir artış oldu. Bunun nedeni ise hastanın kısa sürede günlük yaşantısına geri dönebilmesi. Ameliyattan bir gün sonra günlük yaşantısına dönebilen hasta, 7-10 gün sonra da iş hayatına başlayabiliyor. 20 günlük bir diyet sürecinin ardından da yasaklı olan gıdalar dahil normal beslenmeye geçebiliyor?

 

Safra Kesesi Hastalıkları

KOLELİTİASİS (SAFRA KESESİ TAŞI)

SAFRA KESESİ NEDİR?

Yaklaşık 10 cm. uzunlukta, 5 cm. genişlikte armut şeklinde bir organdır. Karaciğerde yapılan safranın depolanmasında ve gereğinde ince bağırsağa salınımında görevlidir.

KOLELİTİASİS (SAFRA KESESİ TAŞI) NEDİR?

Safra kesesi içinde kolesterol(yağ) veya pigment(enfeksiyon) a bağlı olarak gelişen taşlardır.

SAFRA KESESİNİN DİĞER HASTALIKLARI NELERDİR?

Safra kesesi polipleri, safra çamuru, safra kesesi iltihabı, safra kesesi kanserleri ve safra kesesi koliği(ağrısı).

KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Safra kesesi taşları daha çok orta yaş ve üzerindeki kişilerde görülür. Bayanlarda, çok doğum yapmış kişilerde, sarışınlarda ve ailesinde taş olan kişilerde görülme sıklığı biraz daha artmıştır.

HANGİ HASTALIKLARLA KARIŞIR?

Özellikle mide hastalıkları ile karışır. Uzun süre mide rahatsızlığı nedeniyle tedavi görmüş olan kişilerde altta yatan nedenin aslında safra kesesi taşı olduğu anlaşılmıştır.

HASTADA NE TÜR ŞİKAYETLER YAPAR?

Karnın sağ üst tarafında ağrı, sırt ağrısı, bulantı, özellikle yağlı yemeklerden sonra şişkinik, hazımsızlık, geğirti şikayetleri görülür.

KOLELİTİASİS TANISI NASIL KONULUR?

Yapılacak karın ultrasonografisi ile tanı rahatça konulur.

KOLELİTİASİS TEDAVİSİNDE NELER ÖNERİRSİNİZ?

Hiç şikayeti olmayan hastalarda ameliyat olmazsa karşılaşabileceği durumlar anlatılır. Hastaya ameliyat tavsiye edilir ancak karar hastaya bırakılır. Şikayeti olan hastalara ise ameliyat önerilir.

AMELİYAT OLMAK İSTEMEYEN HASTA NE GİBİ DURUMLARLA KARŞILAŞABİLİR?

Ameliyat yapılmazsa tekrarlayan safra kesesi iltihabi, tıkanmaya bağlı sarılık, akut pankreatit(pankreas iltihabı), safra kesesi kanserleri görülebilir.

KOLELİTİASİS AMELİYATLARI NASIL OLUYOR-SONUÇLARI NELERDİR?

Safra kesesi ameliyatları açık veya laparoskopik(kapalı) olabilir. İltihaplı dahi olsa öncelikle kapalı yapılmalıdır. Ancak iltihabi dönemde veya ameliyat esnasında gerektiğinde cerrah açığa dönebilir.

LAPAROSKOPİK KOLESİSTEKTOMİ (KAPALI SAFRA KESESİ AMELİYATLARI) NEDİR? AVANTAJLARI-DEZAVANTAJLARI NELERDİR?

Safra kesesi ameliyatlarında dünyaca kabul edilen standart ameliyat şeklidir. Bu ameliyatta hasta uyutulur ve karnı gaz ile şişirildikten sonra karna yerleştirilen trokar denilen borucuklar yardımıyla safra kesesi alınır.

En büyük avantajı ameliyat sonrası ağrının az olmasıdır. Ameliyat sonrası hasta daha erken ayağa kalkar, yemek yer ve taburcu olur. Ameliyat izi çok az kalır ve amelyat yeride ilerde fıtık pek gelişmez.

 

Fıtık Hastalıkları

FITIK NEDİR? KAÇ ÇEŞİDİ VARDIR?

Vücudun herhangi bir organının, genellikle bağırsağın, kaslar arasından zayıf bir noktadan dışarı çıkmasına FITIK denir. Karın duvarında en sık 6 çeşidi görülür. - Indirekt inguinal(kasık) fıtığı: Bu fıtık tipinde, karın zarı, kasıktaki iç halkadan torbalara doğru uzantı yapar. Kasık fıtıkları içinde en çok görülenidir. Bu tipin, torbalara kadar inmesi halinde ?Skrotal Herni? adını alır.

- Direkt inguinal(kasık) Herni: Fıtıklaşma iç halka ile karın orta hattı arasındaki zayıf bölgedendir. Boğulma riski indirekt kasık fıtığına göre çok daha düşüktür. Daha çok yaşlılarda görülür.
- Femoral Herni (Uyluk Fıtığı): Kasık alt bölgesinde (uyluk üst bölgesinde), femoral arterin(kasık atardamarı) yanında meydana fıtıktır. Kadınlarda daha sık görülür. Boğulma riski en yüksektir.
- Epigastrik herni: Karın orta hatta göbekten yukarıda görülen fıtıklardır. Nadir görülen bir fıtık tipidir.
- İnsizyonel herni (Ameliyat Kesisi Fıtığı): Daha önce geçirilmiş karın ameliyatlarının kesi yerlerinde ortaya çıkan fıtıklardır. Cerrahi teknik yetersizliğine, yara enfeksiyonuna ya da hastaya ait yara iyileşmesine bozacak etkenlere (obezite, şeker hastalığı, kortizon kullanımı, kronik akciğer hastalığı) bağlı olarak gelişebilir.
- Göbek fıtığı: Karın içi organ ve dokularının göbek deliğinden fıtıklaşmasıdır.

HASTADA NE TÜR ŞİKAYETLER YAPAR?

Genel olarak o bölgede özellikle uzun süre ayakta durma sonrası veya ağırlık kaldırma sonrası ağrı, şişlik meydana gelir. Eğer fıtıklaşan bağırsak ise ve boğulmuş ise bulantı kusma ve büyük abdest yapamama da şikayetler eklenir.

KİMLERDE GÖRÜLÜR ?

Herkeste görülebilir. Ancak kilolu, sigara kullanan hastalarda daha sık görülğr. İnsizyonel herni ise o bölgede yara yeri enfeksiyonu geçirmiş kişilerde ve kortizon kullanan hastalarda görülme şansı daha yüksektir.

TANI NASIL KONULUR?

Fıtık tanısı elle muayene konulur. Bazen ultrasonografi veya tomografi istenebilir.

KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Aslında korunmak çok mümkün değildir. Ancak kesi fıtıkları ameliyat sonrası özellikle 3 ay dikkat etmeyen hastalarda görülebilir.

TEDAVİSİNDE NELER ÖNERİRSİNİZ?

Maalesef ilaçla tedavisi yoktur. Tedavisi mutlak ameliyattır.

AMELİYATLARI NASIL OLUYOR-SONUÇLARI NELERDİR?

Ameliyatları laparoskopik (kapalı) veya açık yapılabilir. Laparoskopik ameliyatların avantajları işe erken dönüş, daha az ameliyat sonrası ağrı ve daha az yara izidir. Genelde mesh(yama) kullanılır. Çok küçük fıtıklarda ve gençlerde yama kullanılmayabilir. İyi bir ameliyattan sonra hasta da kendine dikkat ederse hastalığın tekrarlama riski%1-2 dir. Ameliyat yerinde infeksiyon, kanama, seroma(yara yerinde sıvı birikmesi) görülebilir.

AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR :

Ameliyat öncesi o bölgenin temizliği önemlidir. Ameliyat sonrası özellikle ilk 3 ay ağır kaldırmaktan kaçınması, bazen önerilen korselerin düzgün ve düzenli kullanılması gereklidir.

 

Hemoraidal Hastalık ( Basur-Mayasıl)

HEMOROİD NEDİR?

Hemoroid, haima (kan) ve rhoos (akma) sözcüklerinin birleşmesidir. Hemoroid, normalde var olan damar yastıkçık yumağıdır., yumağının sarkması ve kanamasıdır.

HEMOROİDAL HASTALIK NEDİR?

Normalde var olan bu yumakların sarkması ve kanaması sonucu oluşan hastalğa hemoroidal hastalık denir. Öncelikle İÇ ve DIŞ olmak üzere 2 çeşittir. Dış hemoroid makatın dışında oluşan-tıkanan damar yumağıdır. İç hemoroid ise makatın 2-3 cm içinden başlayan ve bazı kişilerde dışarıya doğru sarkan damar yumağıdır. İç hemoroid de sarkmanın derecesine göre 4?e ayrılır.

KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Hemoroidal hastalık, uzun süreli kabız kalan, ishal olan veya ıkınarak dışkılama yapanlarda, ailesinde hemoroidal hastalığı olan kişilerde, uzun süre ayakta çalışanlarda, ağır kaldıranlarda ve perianal abse (makatta çıban-yara) ve fistül hastalığı geçiren kişilerde görülebilir.

HANGİ HASTALIKLARLA KARIŞIR?

Hemoroidal hastalık özellikle ANAL FİSSÜR (MAKATTA ÇATLAK) ile karışır. Hastadan dikkatli anamnez (öykü) alımı ve anaskop (ışıklı alet) yardımıyla makattan muayene ile ayırıcı tanı yapılır. Yine o bölgenin KANSERleri de benzer şikayetler yapacağından mutlaka dikkatli muayene yapılmalı.

HASTADA NE TÜR ŞİKAYETLER YAPAR?

Genelde ilk ve en önemli şikayet KANAMAdır. Özellikle kabızlık sonrası olur. Ikınma ile büyük abdest yaptıktan sonra ele gelen MEME, SALGI ve buna bağlı KAŞINTI en sık şikayetlerdir.

TANI NASIL KONULUR?

Hastanın anamnez-öyküsünün alınmasını takiben rektal tuşe (makatın parmakla muyenesi) ve anaskop (ışıklı alet) yardımıyla tanı konur.

KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Hemoroidal hastalıktan tuvalet alışkanlığının düzenlenmesi, kabızlığın ve ıkınmanın önlenmesi, diyetin düzenlenmesi, posalı yiyecekler yenmesi, baharatın kısıtlanması ile korunmak mümkündür.

TEDAVİSİNDE NELER ÖNERİRSİNİZ? AMELİYAT DIŞI YÖNTEMLER NELERDİR?

Hastaya tuvalet alışkanlığı, diyetin düzenlenmesi önerilir. İç hemoroidlerde; 1. ve 2. derecelere ilaç tedavisi, kremler denenir. Bunlarla geçmezse LAZER, BANT veya SKLEROTERAPİ (damarları kapatmak için iğne) tedavisi önerilebilir. 3. ve 4. derece hemoroidlere ise ameliyat gereklidir.

Dış hemoroid hastaları çok şiddetli ağrı ile doktora başvurur. Bu durumda ise sıcak oturma banyosu ve o hemoroid pakesinin bölgesel anestezi altında çıkarılması gerekebilir.

AMELİYATLARI NASILDIR? BAŞARISI NEDİR?

Çeşitli ameliyat teknikleri vardır. Özel bir alet yardımıyla(stapler) yapılan ameliyatlar hastanın hemoroidal hastalığın derecesine göre tercih edilir. Kapalı ameliyat tekniği de daha ileri durumlarda ve iç ve dış hemoroidin beraber görüldüğü durumlarda uygulanır. Bu ameliyatların %96-98 oranında başarılı sonuçları vardır.

Lazer-bant ve skleroterapi sonrası aynı gün normal hayata dönebilirken stapler ile ameliyat sonrası birkaç gün, kapalı ameliyat tekniğinde ise 1 hafta-10 gün içinde hasta tamamen normal hayatına döner.

AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR NELERDİR?

İç hemoroid ameliyatı öncesi hastalar mutlaka diyetini düzenlemeli, sıcak oturma banyoları yapmalı, ilaçlarını düzenli kullanmalıdır. Kabızlığı varsa yardımcı ilaçlarla bu giderilmelidir. Aktif kanamalı dönemde ameliyat yapılmamalıdır.

Ameliyat sonrası ilk bir ay oturma banyolarına devam etmesi lazım. Diyetine ömür boyu dikkat etmeli, tuvalet alışkanlığını düzenlemelidir. Ameliyat sonrası erken dönemde verilen ilaçların düzenli kullanılması da hastanın ağrısının az olmasına ve normal yaşamına erken dönmesine yardımcı olacaktır.

 

Anorektal Abse (Makatta yara-çıban) ve Perianal Fistüller

ANOREKTAL ABSE NEDİR?

Anorektal abse, makatın 2 cm. içinde çepeçevre yerleşimli, dışkıyı kayganlaştırmak için sıvı salgılayan 8-10 adet bezin iltihaplanması sonucu oluşur. Makat çevresinde 5 adet boşlukta bu iltihap birikebilir ve iltihabın miktarına bağlı şikayetler olur.

ANOREKTAL ABSE KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Anorektal abse toplumda herkeste görülebilir. Erkeklerde ve 30-45 yaş arasında sıklık artar. Bağırsak iltihabı, kanserli, lösemili o bölgeden hemoroid gibi operasyon geçirmiş kişilerde görülme sıklığı artar.

HASTADA HANGİ ŞİKAYETLERİ YAPAR?

Makat çevresinde çok şiddetli AĞRI, ŞİŞLİK ve ATEŞ asıl şikayetlerdir. O bölgede KIZARIKLIK, GERGİNLİK bazen de İLTİHABIN AKMASI görülebilir.

TANISI NASIL KONUR?

Yüzüstü yatan hastada o bölgedeki şişlik ve dokunmakla şiddetli ağrı olmasıyla, rektal tuşede (makatın parmakla muayenesi) ağrı ve ısı artışının tespitiyle tanı konulur.

TEDAVİDE NELER YAPILABİLİR?

Makata yakın yerden bölgesel anestezi yardımıyla 1-2 cm. kesiden iltihabın boşaltılması ve antibiyotik desteği tedavinin ana prensipleridir.

PERİANAL FİSTÜL NEDİR?

Anorektal fistül; iç ağzın makat içinde, dış ağzın ise makatın kenarında olduğu, dış ağızdan devamlı iltihabın aktığı boşluk olarak tanımlanır.

KİMLERDE GÖRÜLÜR?

%70-80?i daha önce perianal abse geçirmiş kişilerde görülür. Makatta çatlak, hemoroid ameliyatı olmuş, bağırsak iltihabı olan ve o bölgeden yaralanması olan kişilerde de görülebilir.

HANGİ HASTALIKLA KARIŞIR?

Özellikle anaskop (ışıklı alet) ile muayene pılmazsa sadece dış ağız görülür ve o bölgenin abseleriyle karışır

HASTADA NE TÜR ŞİKAYETLER YAPAR?

Hastalar bazen dış ağızdan bazen de makat içinden iltihaplı ve bazen kanlı AKINTIdan şikayetçidir. Büyük abdest sırasında AĞRI, iltihabın akmasıyla da rahatlama şikayetleri vardır.

TANI NASIL KONUR?

Tanıda hastanın öyküsü çok önemlidir. Geçmişinde abse geçirmiş hastadan şüphelenmek gerek. Fizik muayenede makat kenarında dış ağzın ve rektal tuşe (makatın parmakla muyenesi) ile veya anaskop (ışıklı alet) ile yapılan muyenede iç ağzın da görülmesiyle tanı konulur. Ancak iç ağız her zaman görülemeyebilir.

TEDAVİDE NE ÖNERİLİR?

Dış ağzın makat çevresine yakınlığı ve boşluğun derinliğine göre ameliyat şekli değişebilir. İki ağız arasını kesip açık bırakma, özel yapıştırıcılar, lazer veya seton (lastik-ip ile bağlama) yapılabilir.

AMELİYAT NASILDIR? SONRAKİ BAKIMI NASIL OLMALI?

Ameliyat çoğu zaman spinal anestezi altında yapılır. Ameliyat bölgesi açık bırakılır. Ameliyat sonrası o bölgenin kendiliğinden kapanması amaçlanır. Lazer veya özel yapıştırıcı kullanılan durumlarda hastada herhangi bir kesi yoktur. Mevcut hastalık dış ve iç ağızlarından girişim yapılır.

Ameliyatın ertesi günü genelde hastalar taburcu edilir. Yarası açık bırakılan hastalar günlük duşlarını alıp yara pansumanı yapmaları gerekmektedir. . Lazer veya özel yapıştırıcı kullanılan durumlarda hasta 3 gün duş almamalı sadece pansuman yapmalı.

 

Anal Fissür (Makatta Çatlak)

 

ANAL FİSSÜR (MAKATTA ÇATLAK) NEDİR?

Anal kanalda sıklıkla orta hatta ve arka tarafta yerleşimli, 1-2 cm. kadar olan çatlak şeklinde ağrılı yaradır.

ANAL FİSSÜR KİMLERDE GÖRÜLÜR ?

Makat çevresindeki kasın gereğinden fazla kasılması anal fissür oluşmasındaki ana sebeptir.

Sert dışkısı, kabızlığı veya ishali olanlarda, crohn (bağırsak iltihabı), tüberküloz (verem), sfiliz, AIDS, cinsel yolla geçen hastalıklarda ve lösemi gibi bazı hastalıklarda görülebilir.

HANGİ HASTALIKLARLA KARIŞIR?

Hastaya makatta eline gelen sentinel pili (meme-et parçası) ve kanamadan dolayı sıklıkla hemoroid (basur-mayasıl) olarak tanı konur ve yanlış tedavi verilerek hastanın gecikmesine neden olunur. Zaman kaybeden hasta belki ameliyatsız iyileşecekken ameliyat olmak durumunda kalır.

HASTADA NE TÜR ŞİKAYETLER YAPAR?

Hastalar tipik olarak büyük abdest yaptığında makatta AĞRI- YANMA ve daha sonra tuvalet kağıdına bulaşan KANAMA dan şikayetçidir. Makatta ISLANMA ve buna bağlı KAŞINTI da görülen diğer şikayetlerdir.

TANI NASIL KONULUR?

Anal fissür, yüzüstü yatan hastanın kalçalarının iki yana açılmasıyla rahatlıkla görülür.

ANAL FİSSÜRDEN KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Düzenli tuvalet alışkanlığıyla, diyete dikkat etmek suretiyle korunmak mümkündür.

TEDAVİSİNDE NELER ÖNERİRSİNİZ? AMELİYAT DIŞI ÇÖZÜMLER NELERDİR?

Tedavide öncelikle diyetin düzenlenmesi, kabızlık ve ishalden korunma, sıcak oturma banyoları, ağrı kesici pomatlar önerilir. Kasılı olan kasın direncini düşürmek için özel pomatlar, enjeksiyonlar(botoks) ve ameliyat önerilir.

ANAL FİSSÜR AMELİYATLARI NASIL OLUYOR-SONUÇLARI NELERDİR?

Bu hastalığın ameliyatları spinal anestezi altında veya lokal(bölgesel) anestezi ve sedasyon anestezi ile olabilir. Ameliyat bölgesine dikiş atılmaz, yırtık alanına dokunulmaz. Ancak dışarıda oluşmuş olan skin tag (meme dokusu) alınır. %98-100 iyileşme oranları vardır. Hasta birkaç gün içinde günlük yaşantısına döner.

AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR :

Ameliyat öncesi verilen ilaçların düzenli kullanılması gerekmektedir. Ek bir hastalığınızın bulunup bulunmadığı, varsa sürekli kullanılan ilaçlar mutlaka doktorunuza söylenmelidir.

Ameliyat sonrası genelde aynı gün hastalar taburcu olur. Hastanın evinde günde en az 3 defa sıcak oturma banyosu yapması lazım. Verilen ilaçların düzenli kullanılmasına ve diyetine dikkat etmesi lazım.

 

PİLONİDAL SİNÜS (KIL DÖNMESİ) NEDİR?

Halk arasında kıl dönmesi de denilen pilonidal sinüs, pilus(kıl) nidus(yuvası) kelimelerinin birleşiminden oluşur. Genelde makat arasında, kuyruk sokumunda orta hatta veya hemen yanında yerleşir. İltihaplı, akıntılı, iyi huylu bir cilt altı hastalığıdır.

BU HASTALIK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Daha çok genç ve orta yaş gurubunda görülen bu hastalık özellikle kıllardan yoğun kişilerde görülür. Erkeklerde bayanlara göre daha sıktır. Kalıtımsal olup olmadığı çelişkilidir.

KORUNMAK MÜMKÜN MÜ?

Bu hastalığın neden meydana geldiği tam belli değildir. Ancak bu hastalığı olanlarda ve henüz iltihaplanma meydana getirmemiş kişilerde o bölgenin kıllarının temizlenmesi önerilir.

HANGİ HASTALIKLARLA KARIŞIR?

Pilonidal sinüs makatın ağzına doğru yerleşimli olduğu zamanlarda perianal abse (makatta çıban) ile karışabilir.

HASTADA NE TÜR ŞİKAYETLER YAPAR?

Uzun süre oturan hastalarda sakrumda (kuyruk sokumu) şiddetli AĞRI, KAŞINTI, AKINTI şikayeti yapar. İltihaplandığı durumlara ise ŞİŞLİK, KIZARIKLIK, ÇOK ŞİDDETLİ AĞRI, İLTİHAPLI AKINTI görülür

TEDAVİSİNDE NELER ÖNERİRSİNİZ?

Bu hastalığın tedavisinde çok erken dönemde özel ine tedavisi düzenlenebilir. Akıntılı dönemde mutlaka antibiyotik tedavisi ve ardından ameliyat yapılmalıdır.

PİLONİDAL SİNÜS AMELİYATLARI NASILDIR? BAŞARISI NEDİR?

Çok çeşitli ameliyat teknikleri vardır. Açık bırakmak ve primer kapama denilen o bölgenin temizlendikten sonra kapatılması teknikleri günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir. FLEP (YAMA) tekniği denilen hastanın kendi dokusundan yama çevrilek yapılan ameliyat teknikleri uygulanmalıdır. Karydakis, V-Y flep, rhomboid gibi çeşitli teknikler vardır.

FLEP (YAMA) AMELİYATLARININ AVANTAJLARI NELERDİR?

Bu ameliyatların genel olarak nüks (tekrarlama) ihtimali primer kapamada %20 lerde iken sekonder(açık bırakmada) ise %0 dır. Ancak bu teknikte haftalarca ağrılı pansumanlar sürer ve günlük hayata dönüş 1 ayı bulur. Ancak flep tekniğinde nüks%0-1 ve günlük hayata dönüş 1 hafta civarındadır. Pansuman 3 gündür. Ameliyat sonrası ertesi gün hasta taburcu olur. Primer kapamada ameliyat yerinde iltihaplanma %10 iken flepte bu oran%1-2 dir.

AMELİYAT ÖNCESİ VE SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR NELERDİR?

Ameliyat öncesi o bölgenin kıllarının temizlenmesi önemlidir.

Ameliyattan sonra ilk 10 gün ;
- Küçük adımlarla yürünmesi
- Bacakların çok açılmaması
- Yaranın kuru tutulması
- Büyük abdest yaptıktan sonra düzgün temizlenme ve gaitanın yaraya değdirilmemesi gereklidir. Sonraki 6 ay ise o bölgenin kılsız kalmasına özen gösterilmelidir.

 

BASI YARALARI (Dekübit Ülseri)

- Genelde bir kemik çıkıntı üzerinde iskemi ve doku nekrozu ile oluşan yaralardır.
- decumber= uzanmak, yatmak anlamındadır
- Yaşlı, uzun süre yatan hastalarda, spinal kord yaralanmalı hastalarda genelde sakrum, iskium, büyük trokanter, fibula başı, iç ve dış malleol ile topukta görülür.

BASI ÜLSERİ NEDEN OLUŞUR ?

1- Basıya bağlı olarak dokularda fiziksel değişiklikler.
2- Cilt bariyerinin kaybolması.
3- Kontaminasyon (bulaş).

Cilt florası(ciltte bulunan bakteri), genitoüriner sistem (genital bölge ve idrar), gastrointestinal sistem veya fekal materyal

HASTADA NE GİBİ ŞİKAYETLER OLUŞTURUR?

- Eritem (kızarıklık)
- Isı artışı
- Lokal hassasiyet
- Pürülan akıntı
- Kötü koku
- İlk etkilenen bölge cilt altı dokusu ve alttaki kastır. Daha sonra üstteki deri etkilenir.

BASI ÜLSERİNİ ÖNLEME (PROFLAKSİ) ŞANSIMIZ VAR MI? NELER YAPMALIYIZ?

- Riskli bölgelerin uzun süre basınca maruz kalmasının önlenmesi.
- Yumuşak yatak kullanımı
- Hareket ?egzersizlerin düzenli yaptırılması
- Doku perfüzyonunu arttırıcı önlemlerin alınması.
- Fizyoterapi ile önleme ve tekarların da önüne geçme şansı vardır.

BASI ÜLSERİ TEDAVİSİNDE NELER YAPILIR?

Hastalarda öncelikle basının ortadan kaldırılması yapılmalıdır. Ardından seri anestezi altında seri debridmana alınan hastalar aynı zamanda infeksiyonun kontrolü amacıyla gerekli hallerde antibiyotik tedavi de alırlar.

Yara bakımı ve pansumanı;
- Cerrahi tedavi 
- Derin ülserlerde cerrahi girişim uygulanır. 
- Uygun bir flep tekniği ile kapatılmalıdır. 
? Rotasyon, v-y ilerletme, rhomboid olabilir

Ameliyat sonrası yara altına dren(lastik tüp) konulur ve hasta 1 hafta daha hastanede yatırılır. Önerilere dikkat edilmez ise yaranın tekrardan açılması görülebilen durumdur.

KİMİ NE ZAMAN HASTANEYE YATIRALIM?

- Kötü kokulu, enfekte görünümde hastalar
- Damardan beslenme desteği gereken hastalar
- Ameliyat gereken hastalar

 

YANIK ÇEŞİTLERİ VE TEDAVİSİ

Yanık; DERİNİN (epidermis ve dermisin) bir kısmı veya tamamının nekrozuyla sonuçlanan çoğunlukla ısı teması sonucu oluşan travmadır.

- Alev yanıkları
- Sıcak sıvı yanıkları
- Temas yanıkları
- Kimyasal yanıkları
- Elektrik yanıkları 

YANIKTA İLK MÜDAHALEDE DOĞRULAR VE YANLIŞLAR NELERDİR?

- İlk 15 dakika içinde normal oda sıcaklığında akan suyla yıkanmalı,
- Hastane öncesi bakım, yaranın temiz ve kuru örtülerle kapatılması ile sağlanır.
- Isı kaybını azaltmak ve vücut ısısını sabitlemek için hasta sarılmalıdır. 
- Buz veya buzlu su kullanılmamalıdır !!! 
- Geniş yanıklarda aşırı soğutma sistemik hipotermi nedenidir.

YANIKTA DERECELENDİRME NASILDIR?

YANIK YÜZEY ALANI NASIL HESAPLANIR?

- DOKUZLAR KURALI genel bir fikir verir.

YANIK YARASINDA İZ KALMAMASI İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Yaranın tam iyileşmesi (epitelizasyon) tamamlandıktan sonra, 10 gün nemlendirilen yara üzerine özel silikonlu ürünler ve bası yapan ürünlerle izin daha az kalması sağlanabilir. Özellikle derin yanıklarda yarada iz mutlaka kalacaktır.

YANIK ÖNELENBİLİR TRAVMADIR?

Yanık bir takım önlemler alınınca ve dikkat edilince kesinlikle önlenebilir bir travmadır. Yanık tedavisinin en ucuz tedavisi ÖNLEM?dir

Çocuk yanıklarının 3?te 1?inin çay suyu ile olduğunu biliyor musunuz? 
Ocaklarda su kaynatma ve pişirme işlemlerini mümkünse arka bölümlerde yapınız. 
Çaydanlığı mümkünse tezgahta ve çocukların ulaşamayacağı bir alanda tutunuz. 
Su kaynatma cihazları (cattle) için uzatma kablosu kullanmayınız. 
Elektrik prizlerini kapaklı kullanınız, kaçak akım için güvenliğinizi oluşturunuz.
Kaçak elektrik kullanmayınız.

YANIK YARASI KAPATILMALI MIDIR? PANSUMANI NASIL YAPILIR?

Yanık yaraları belirli süre içinde günlük, gün aşırı veya 3 güne 1 pansuman yapılmak üzere kapatılır. Açık bırakılan yanık yaraları kurur ve bu da yaranın iyileşme sürecini yavaşlatır.

Yaranın üzerindeki ölü doku temizlendikten sonra (debridman) pansumanda gümüş sulfadiazin, antibiyotikli kremler kullanılarak kapatılır.

YANIK TEDAVİSİNDE ÖZEL ÖRTÜLER VAR MIDIR?

Yanık yaralarının üzerine örtülen özel örtüler vardır. Bu örtülerden bazıları tek sefer kullanılarak yarayı iyileştirir, bazıları iyileşen deriye esneklik sağlar, bazıları da yaranın infeksiyondan korunmasını sağlar.

YANIK HASTALARINDA AMELİYAT NEDEN YAPILIR?

3 ve 4. derece yanık hastalarında ameliyat tedavinin ayrılmaz parçasıdır. 20 günde iyileşemeyecek derin 2. Derece yanık hastalarında da ameliyat planı yapılabilir. Ameliyat hastaların daha hızlı ve estetik iyileşmesi için yapılır. Vücudun değişik bölgelerinden alınan deri parçası yanık alanı üzerine konarak iyileşme sağlanır.

 

KALIN BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Kalın bağırsak, sindirim sisteminde uzunluğu 1,30 ile 1,60 cm arasında olan bir organdır. Çapı 6-8 cm olan organ, ince bağırsaklarda emilmeyen maddelerin konsantre edilerek, vücuttan dışarıya atılmasını sağlar. Besinlerden arta kalan su, vitamin ve minerallerin kana geçmesinde önemli bir rolü vardır. Vücut için yararlı olabilecek maddelerin dışarıya atılmasını önleyip, atıkların anüsten dışarıya atılmasını sağlar. Sindirim ince bağırsakta son bulduğundan, sindirimde rolü olmayan bir organdır. Kalın bağırsak üç bölümden oluşmaktadır.

- Çekum ya da kör bağırsak denilen bölüm kalın bağırsağın ilk bölümüdür. Apandis bu bölümün uzantısında bulunur.
- Çekum bölümünden rektuma kadar uzanan bölüm, kalın bağırsağın orta bölümüdür. Burası kolon, transvers kolon, inen kolon ve sigmoid kolon olarak dört bölümden oluşur.
- Rektum kalın bağırsağın son bölümüdür. Anüs rektumun vücut dışına açılan bölümüdür. Bu bölüm kaslar yardımıyla açılıp, dışkıların dışarıya atılmasını sağlar.

Kalın bağırsağın yapısı ve görevleri nedir?

İnce bağırsağa göre, daha farklı bir yapıya sahip olan kalın bağırsağın epitel yüzeyi düzdür. İnce bağırsağa göre daha yavaş hareket etmektedir. Boşaltma ve karıştırma kalın bağırsakta gerçekleşmektedir. İnce bağırsaklarda olduğu gibi içeriğinde enzim bulunmamaktadır.

İçeriğindeki mukus salgısıyla selülozu parçalar. Vücutta suyun emilmesini sağlar. Günlük emdiği su miktarı 500-1500 ml arasındadır. Suyun dışında glikoz, inorganik tuzlar ve yağ asitleri bu organda emilmektedir. Dışkının sıvı oranı burada ayarlanmaktadır. Dışkıda sindirilmemiş besinler, safra, ölü bağırsak hücreleri ve kalın bağırsak mukusu bulunmaktadır. %70 su, %30 katı atıktan oluşan dışkı, günlük 200-400 gram arasında çıkarılır. Vücuda alınmış olan besinler 10-90 saat arasında vücuttan atılır. Kalın bağırsak vücuda yararı olmayan maddelerin atılmasını sağlayan bir organdır. Atıkların suyunu emerek, kalanı dışkı halinde dışarıya atar. Yaptığı işlemler yaklaşık olarak 6 saat sürmektedir. Dışkı oluşumunda bakterilerde rol oynar. Oluşma esnasında çürüme ve mayalanma gerçekleştiğinden, dışkı kokulu olarak çıkar.

Kalın bağırsağın vücuttaki yerleşimi nasıldır?

Sağ kasıktan yukarıya doğru çıkan kalın bağırsak, midenin alt tarafından düz olarak geçip, aşağıya doğru iner. İnce bağırsağın etrafında bir çerçeve şeklinde dolanır. Aşağıya inen bölüm, sol kasığın alt tarafında orta bölüme doğru S biçiminde kıvrılır ve leğen boşluğunun orta tarafına doğru dikine biçiminde iner. Burada biraz genişleyerek, düz bir şekilde anüste son bulur.

Kalın Bağırsak (Kolon) Hastalıkları

Kalın bağırsak hastalıkları genellikle iki grup altında değerlendirilir. Birincisi organik (bağırsağın kendisinden kaynaklanan) kalın bağırsak hastalıkları, ikincisi organik olmayan (Bağırsaktan kaynaklanmayan) bağırsak hastalıklarıdır. Kalın bağırsağın en sık rastlanan hastalıkları kabızlık, ishal, enflamatuar bağırsak hastalığı, irritabl bağırsak hastalıkları, kolon polipleri, kolon kanseri, bağırsak tıkanması, bağırsak kurtları gibi hastalıklardır.

Kabızlık nedir :Kabızlık (konstipasyon), bağırsak hareketlerinin yetersiz olması (haftada üç kez ya da daha az sayıda) veya hareketlerinin % 25?inden çoğunda dışkılama güçlüğü kabızlık olarak tanımlanır.

İshal nedir :İshal veya diyare, dışkının sık sık ve yumuşak sulu çıkması durumudur. İshal kesinlikle hastalık değil, polifaktöriyel kaynaklı bir semptomdur.

Corhn hastalığı nedir : Corhn hastalığı kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde veya aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplanmalar ile kendini gösterir. Belirtileri yorgunluk, halsizlik, uykuya eğilim, karında şişkinlik ve ağrı, kanlı da olabilen ishal gibi belirtiler ile seyreder.

Bağırsak iltihabı (kolit) nedir : Kolit, kalın bağırsakta yangısal (iltihabi) bir durumdur. Pek çok şekli vardır ve bağırsaklarda zedelenme ile birlikte seyreder. Belirtileri kanlı yapışkan ishal, karında şişme, halsizlik, ateş, karın ağrısı, normal ishal, sindirim bozukluğu, makattan akıntı gelmesi, gaz, tuvalet alışkanlıklarında değişiklik gibi belirtiler ile kendini gösterir.

Spastik kolon veya irritabl bağırsak sendromu nedir : İBS yapısal (organik) değil fonksiyonel bir bozukluk olarak değerlendirilir. Karın ağrısı, şişkinlik, dışkılama bozuklukları olan kişilerde yapılan tetkikler sonucunda herhangi bir organik bozukluk veya patolojik bir durumun olmaması genellikle irritabl bağırsak sendromunu akla getirir.

Bağırsak (kolon) kanseri nedir : Bağırsak kanseri ya da kolorektal kanser, kalın bağırsak, rektum, apandisitte görülen kanserli büyümeleri tarif eder. Kalın bağırsak kanseri genellikle kalın bağırsakta meydana gelen adenom poliplerden oluşur. Belirtileri makattan kanlı dışkı gelmesi, ishal veya kabızlık, karın ağrısı, gaz sancıları, karında kitle, dışkının incelmesi, yorgunluk, kansızlık, bulantı ve kusma, kilo kaybı gibi belirtiler görülür.

Bağırsak kurtları nedir : Bağırsak kurtları kurt şeklinde, solucan şeklinde ve bağırsakta yaşayan parazitler olarak tanımlanır. Belirtileri çocuklarda kilo alamama, hafif karın ağrısı, makatta kaşıntı, yastığa tükürük akması, ağız kokusu, kanlı ishal, bağırsak krampları gibi belirler ile kendini gösteren bir durumdur.

Divertiküler bağırsak hastalığı nedir : Divertiküler bağırsak (kolon) hastalığı kolon duvarının dışarı doğru keseleşmesidir. Belirtileri sol alt karın bölgesinde ağrı, üşüme, titreme, ateş, şişkinlik, kabızlık, makattan kan gelmesi, idrar yolu enfeksiyonu gibi belirtilere neden olur.

Bağırsak (kolon) polipleri nedir : Polipler bağırsak boşluğunun herhangi bir bölümünde oluşur. Polipler bulunduğu bölgeye göre özellik gösterirler. Belirtileri karında şişkinlik, kıvrandırıcı ağrılar, bulantı hissi ve kusma ve gizli kanama gibi şikayetlere yol açar.

Bağırsak enfeksiyonları (gastroenterit) nedir : Gastroenterit kusma ve ishale neden olan özellikle çocuklarda ve bebeklerde görülen yaygın bir bağırsak enfeksiyonudur.

Çölyak hastalığı nedir : Bağırsaklardaki sindirimi sağlayan villus denilen yapıların bozulmasına sebep olan ve bu nedenle besinlerin emilmesini engelleyen ve ince bağırsaklarda hasara yol açan bir sindirim sistemi bozukluğudur. Belirtileri, şişkinlik,kusma, ishal, karın ağrısı, iştahsızlık, kilo alamama, boy kısalığı, kemik zayıflığı ve karaciğer hastalığı gibi belirtiler görülür.

Rektum kanseri nedir : Kalın bağırsağın makata yakın olan kısmı rektum olarak adlandırılır. Bu kısımda oluşan kötü huylu tümörlere rektum kanseri denir. Belirtileri makatta kanama, dışkıda incelme, karın ağrısı ve demir eksikliği gibi belirtilerdir.

Bağırsak hastalıkları oldukça geniş bir spektruma sahiptir. Bunların dışında bağırsak mantarı, bağırsak tıkanması, bağırsak düğümlenmesi, bağırsak kanaması, kısa bağırsak sendromu, bağırsak dönmesi ve benzeri bağırsak problemleri de vardır.

 

İnce Bağırsak Hastalıkları

İnce bağırsak, sindirim sisteminin mide ve kalın bağırsak arasında kalan bölümüdür. 5-6 yaşlarına kadar 5-6 metre olan boyu, yetişkin insanlarda 6-8 metreye kadar ulaşır. Çapı 2-3 cm olan organın kıvrımlı bir yapısı vardır ve besinler kana buradan geçmektedir. İç yüzeyinde girintili, çıkıntılı olan villus adı verilen oluşumlar bulunur. Villuslar emilim yüzeyini arttırır. İnce bağırsak kimyasal sindirimin başladığı organdır. Midenin sindiremediği yağ, karbonhidrat ve proteinler bu organda sindirilir. Başlangıcı mideden sonra başlayan ince bağırsak görev ve yer açısından üç bölüme ayrılır. Bu bölümler;

- Başlangıç bölümü mideden sonra başlayan on iki parmak bağırsağı ya da duodenum olarak adlandırılan kısmı 25 cm kadardır. Burası ince bağırsağın en kısa bölümüdür. Burası kendine bağlı olan pankreas ve karaciğerle işbirliği yapar. Bu organlar salgıladıkları enzimleri ve salgıları, kimyasal sindirimi sağlaması için ince bağırsağa gönderir. 
- Organın orta bölümü on iki parmak bağırsağı ile ileum arasında yer alır. Yetişkin bireylerde 2-8 metre uzunluğunda olur.
- Son bölüm olan ileum, yetişkin insanlarda yaklaşık olarak 4 metre uzunluğundadır. İleoçekal valf yardımıyla çekumdan ayrılır.

İnce bağırsağın görevleri nelerdir?

- Bu organ fiziksel ve kimyasal sindirimin gerçekleştiği bir bölümdür.
- Gıdaların sindiriminin ve emiliminin sağlandığı ince bağırsaklar, tuz ve suyun emilimini de gerçekleştirir.
- Burası yağların ilk olarak kimyasal sindirimin olduğu bölümdür.
- Buraya gelen besinler en küçük moleküllerine ayrılır.
- Sindirimin önemli bir parçası olan organın hastalıkları, sıkıntılara yol açabilir. Bu yüzden sağlığına dikkat etmek, gün içerisinde yeterli sıvı alımını yapmak gerekir.

İnce bağırsak hastalıkları nelerdir?

Burası sindirim ve emilim çoğunluğunun gerçekleştiği bir yerdir. On iki parmak bağırsağı ve jejunum bölümünde safra ve pankreas enzimleri sayesinde besinler sindirilerek, emilir. Buralarda meydana gelen bozulmalar, malabsorpsiyon sendromları adlandırılır. Bu rahatsızlıklar sulu ishal, yağlı dışkı, kilo kaybı, şişkinlik, kas zayıflığı, anemi gibi belirtilerle ortaya çıkar. Emilim bozukluğu olan çölyak hastalığı, ince bağırsağın iç yüzeyinde bulunan villus çıkıntılarının emilim görevini yapamaması nedeniyle ortaya çıkar. Burada görülen kanser türleri ise, sarkom, adenokarsinom, karsinoid tümör, lenfoma ve gastrintestinal stromal tümördür. Bunlardan adenokarsinom en sık görülen kanser türleri arasında yer alır. Bunlar ince bağırsağın mideyle birleştiği yerlerde görülür. Büyüme göstererek, sindirim kanalını tıkayabilirler. Sarkom burada bulunan düz kas hücrelerinden oluşur. Bunların çoğu kalın bağırsağa komşu olan kısımda meydana gelir.

İnce Bağırsak Kanseri

İnce Bağırsak Kanseri, ince bağırsak, sindirim sistemimizin uzunluğunun %75'ini ve yüzey alanı olarak da %90'ını teşkil ettiği halde tüm sindirim sistemimizde oluşan tümörlerin sadece %1'i ince bağırsaklardan kaynaklanan tümörlerdir. İnce bağırsak kanserinin görülme yaşı ortalama olarak 57'dir. Ayrıca Familyal polipozis, Peutz-Jeghers, Gardner sendromu gibi genetik hastalıkları bulunan kişiler ile Crohn hastalığı veya bağışıklık sistemi baskılanmış olan kişilerde ince bağırsak kanseri daha sık görülmektedir.

İnce Bağırsak Kanseri Belirtileri

İnce bağırsak kanseri hastalarının %75'inde krampa benzer, aralıklarla meydana gelen ve sırta vuran ağrılar başlamıştır. Bu ağrı dışında sık rastlanan diğer belirtiler, bulgular ise;

- Bağırsak tıkanıklığı,
- İştahsızlık,
- Kilo kaybıdır.

Bu belirtilerin ince bağırsak kanseri hastalığına özgü olmaması durumunda ise maalesef ki hastalığın teşhis edilmesinde gecikmelere neden olabilir. Hastaların sadece %50'sinde ameliyat öncesinde herhangi bir tanı konulabilmektedir. Bu %50 dışında kalan hastalar ise genellikle bağırsak tıkanıklığı veya bağırsak delinmesi tanıları ile hastalığın geç döneminde ameliyat alınırlar.

İnce Bağırsak Kanseri Türleri

- Sarkom tümörü
- Lenfoma kanseri
- Karsinoid tümörü
- Adenokarsinom tümörü (İnce bağırsağın hemen girişinde ve en sık görülen ince bağırsak kanseridir.)
- Gastro intestinal stromal tümör

İnce Bağırsaktaki Kötü Huylu (Malign) Tümörler

Sarkomlar: Leiomyosarkom en sık rastlanan sarkom tipidir. İnce bağırsağın tümünde görülebilir. Genellikle bağırsakta tıkanıklık ve bağırsakta kanama yapar. Fibrosarkom, liposarkom, anjiosarkom, Kaposi sarkom daha nadir görülen sarkom tipleridir.

Lenfoma: İnce bağırsağın son kısımları lenfomanın en sık bulunduğu bölgedir. Batı tipi lenfoma, Akdeniz tipi lenfoma, çocukluk çağı abdominal lenfoması olarak 3 lenfoma sendromu bulunmaktadır.

Adenokarsinoma: İnce bağırsağın başlangıç kısmında ve oniki parmak bağırsağında daha sık olarak bulunur. Aralıklı sarılık ve gaitada kanın bulunması ile oniki parmak karsinomları; ince bağırsak kanserleri ise bağırsak tıkanıklıklarıyla ortaya çıkar.

Karsinoid Tümör: Karsionidler, ince bağırsağın iç yüzeyinde çeşitli hormon maddeleri salgılayan multipotansiyel özellikli hücrelerden meydana gelirler. Bu multipotansiyel hücrelerin kanserleşme ihtimalleri, potansiyelleri ise değişkendir. İyi huylu karsinoid tümörleri diğer ince bağırsak tümörlerine benzer olarak kilo kaybı, ishal karın ağrısı gibi belirtiler meydana getirir. Kötü huylu karsinoid tümörü hastalarının %5'inden azında da bu belirtilere ek olarak ciltte kızarma, solunum sıkıntısı, baygınlık hissi gibi karsinoid sendromu belirtileri oluşabilmektedir.

İnce Bağırsaktaki İyi Huylu (Benign) Tümörler

Adenom: İyi huylu ince bağırsak tümörlerinin yaklaşık %30-35'ini oluşturur.

Gerçek adenom: Genellikle tektir ve belirtisiz bir adenom tümörüdür. Belirti meydana getirecek kadar büyükse ince bağırsakta tıkanma veya kanama neden olabilir.

Villöz adenom: Daha çok oniki parmak basamağında oluşan bu tümör tipi ağrı, kanama veya bağırsak tıkamasına neden olabilir ve 5 cm boyutlarına kadar büyüyebilir. %30-55 arasında kötü huylu (malign) tümör olabilme ihtimalleri vardır.

Leiomyoma: Kas dokusuyla gelişen iyi huylu bir tümördür. En sıklıkla belirti veren bir iyi huylu bir tümör çeşididir. Genellikle tek olurlar, ayrıca bağırsak tıkanmasına ve bağırsakta kanamaya neden olabilirler.

Lipoma: Yağ dokusuyla oluşan iyi huylu bir tümördür. Bazen kanamaya bazen de bağırsak tıkanıklığına neden olabilirler.

 

ÖZOFAGUS ( YEMEK BORUSU) BOZUKLUKLARI

Özofagus diğer adıyla yemek borusu ağız ile mide arasında bulunan basitçe anlatılırsa içi boş bir tüptür. Bu tüp gıdaların ağızdan mideye geçişini sağlar. Bu fonksiyonu yaparken oldukça kompleks ve karmaşık çalışır. Özofagusun her iki ucunda sfinkter (kapak) mekanizmaları vardır. Üst kapak mekanizması fazla hava yutulmasını engellediği gibi yutma esnasında da yeterli açılmayı sağlayarak gıdaların düzgün şekilde mideye yönlendirilmesini sağlar ve gıdaların nefes borusuna geçişine engel olur. Alt kısımdaki kapak mekanizması da gıdaların mideye geçine izin verir, midedeki gıda ve asidin yemek borusuna, ağza doğru hareketine engel olur. Özofagus çizgili,düz kaslar ve bunların koordineli çalışmasını sağlayan sinir sisteminden oluşmuştur. Özofagus yaklaşık 20-30 cm uzunluğundadır.

Yemek borusu hastalıklarının belirtileri(Semptomları):

-Yutma güçlüğü (Disfaji)
-Ağrılı yutma(odinofaji)
-Boğazda takılma hissi
-Mide yanması(pirozis)
-Ağza acı-ekşi sıvı gelmesi (regürjitasyon)
-Göğüs ağrısı

GASTROÖZOFAGEAL REFLÜ HASTALIĞI

Gastroözofageal reflü hastalığı veya diğer adıyla asid reflüsü mide içindeki asid sıvısının özofagus (yemek borusu) içine geri kaçması ve bunun sonucunda yemek borusunda zarar oluşmasıdır. Tüm sağlıklı insanlarda reflü görülebilir. Sağlıklı insanla hastalık arasındaki ayırım reflünün görülme sıklığı ve bunun süresidir.

Reflü hastalığı oluş mekanizması

Yemek borusunun alt ucunda mide içeriğinin yemek borusuna geçişini engelleyen sfinkter (kapak) sistemi vardır. Gıda alımı ile bu kapak mekanizması açılır ve gıdalar mideye geçer daha sonra kapak sistemi kapanarak gıdaları yemek borusu, ağza geçişi engellenir. Sağlıklı insanlarda 24 saat boyunca yutmaların %5?i kadarında reflü görülebilir fakat bu hastalık oluşturmaz. Bunun sıklığı ve reflü içeriğinin midede kalış süresi uzadıkça hastalığın şiddeti artmaktadır. Yemek borusunun mukozasındaki (iç yüzü) zararın nedeni mide içerisindeki asid ve proteinlerin sindirimi yapan pepsin ve benzeri kimyasal maddelerin irritan etkilerinden kaynaklanmaktadır.

Reflü nedenleri ve oluşmasına kolaylaştıran faktörler:

?Mide ile yemek borusu arasında kaslardan oluşan kapak mekanizmasının bozulması, bununda en çok nedeni obesitedir (şişmanlık)
?Mide asit salgısının artışı
?Sigara ve alkol kullanımı
?Mide fıtığı(Hiatal herniler)
?Mideyi hızlı ve fazla dolduracak şekilde beslenme
?Yemeklerden sonra sırt üstü yatmak
?Mide boşalma bozuklukları

Reflünün belirtileri(hastanın şikâyetleri):

-Reflüsü olan hastada hiçbir belirti olmayabileceği gibi birden çok şikayette olabilir.
-Çoğunlukla ilk şikayet midede yanma ve göğüs kafesinin arkasında yanma hissidir.
-Diğer şikayetler ise mideden ağza acı, ekşi sıvı gelmesi,
-Kronik öksürük
-Ses kısıklığı
-Kötü ağız ve nefes kokusu.
-Boğazda takılma ve yabancı cisim hissi
-Hastalığı ilerleyenlerde katı gıdaların ağrılı ve zor yutulması
-Kalp hastalıklarına benzer şekilde göğüs ağrısı olabilir.

Bu şikâyetlerden anlaşılacağı gibi hastalar KBB. Kardiyoloji ve göğüs Hastalıkları polikliniklerinede başvurabilir.

Tanı:

-Reflü tanısı çoğunlukla hastanın öyküsü ile tanınır buna rağmen genellikle ileri tetkikler gereklidir.
-Radyolojik incelemeler(Röntgen)
-Yemek borusunun kontrast madde ile röntgen filmi çekilimi
-Endoskopi ;endoskopi sayesinde hem reflü olup olmadığı hemde reflü varsa onun derecesi görülür ,endoskopi esnasında biyopside yapılabilmesi bu tetkikin en önemli avantajıdır.
-Yemek borusunda 24 saatlik asit (Ph) ölçümü;burunda yerleştirilen bir katater ile asit seviyesi ölçülerek tespit edilir.
-Manometre yemek borusunun içindeki basınç ölçmemizi sağlar.
Reflü hastalığı tedavi edilmediğinde gelişebilecek problemler(Komplikasyonlar)
-Yemek borusunda irritasyona bağlı inflamasyon, darlık, ülser, kanama,
-Asitli mide içeriğinin akciğere kaçması sonucu akciğer enfeksiyonu
-Uzun dönemde en ciddi sorun olarak ?yemek borusu alt ucu kanserleri? gelişimidir.

Reflü için tedavi:

1)Basit önlemler(Yaşam tarzı değişiklikleri)
-Yatak başının yükseltilmesi
-Yatmada önceki 2-3 saat içinde besin ve sıvı alımından kaçınma
-Sigara ve alkolden kaçınma
- Kilo verme
-Yağlı ve baharatlı ağır yiyeceklerden uzak durma
-Kafeinli gıdalardan uzak durma
-Dar kıyafetlerden uzak durma

2) Medikal Tedavi
- Asit salgısını azaltan ilaçlar
- Yemek borusu alt uç sfinkter basıncını artıran ilaçlar.

İlaç tedavisi hastalığı ortadan kaldırmaktan ziyade hastalığın yol açtığı sonuçları gidermeye yönelik olarak fayda etmektedir. İlaç alımı kesilince hastalığın belirtileri tekrar ortaya çıkmaktadır.

3) Cerrahi tedavi
-Yeterli medikal tedaviye rağmen ?ağza acı su gelmesi? devam ediyorsa ve ?hastanın şikayetleri gerilememiş ise?,
-Hastanın şikayetlerini geriletmek için yüksek dozda ve uzun süre ilaç kullanmak gerekiyorsa,
-Hastanın ömür boyunca ilaç kullanmak istemediği durumlarda,
-Yemek borusu alt ucunda ileri derecede tahriş (özofajit) ve bunun neticesinde darlık, kanama oluşması,
-Yemek borusunun alt ucunda ileri derecede irritasyona bağımlı olarak kansere zemin hazırlayan displazili barrett özofagus gelişmişse cerrahi tedavi gerekebilir.

Cerrahi Yöntemler;

a-Laparoskopik veya Robotik Cerrahi (Kapalı),
Günümüzde çoğu hastada yapılan ameliyat laparoskopik anti-reflü cerrahisidir. Bu cerrahide öncelikle hastanın mide fıtığı varsa onarılır, daha sonraki aşamada mide ile yemek borusu arasındaki bileşke kuvvetlendirilir. Böylece mide içeriğinin yemek borusuna geçişi engellenir. Yapılan ameliyatın adı laparoskopik Nissen fundoplikasyonudur. 

Özofagus motor (motilite, hareket) fonksiyon hastalıkları

-Akalazya: Yemek borusunun hareket (peristaltizm) ile alt kısımdaki kapak (sfinkter) mekanizmasının bozukluğudur. Bunun sonucunda gıdaların mideye geçişinde zorlanma olur. Hastalık yemek borusunun hareketini sağlayan sinir sisteminin bozukluğu sonucu oluşmaktadır, fakat nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bu hastalarda yutma zorluğu, yediklerinin ağza gelmesi, göğüste yanma, göğüs ağrısı, kilo kaybı gibi şikayetler olur.

Tanı

?Akçiğer grafisi
-Baryumlu yemek borusu grafisi
-Endoskopi
-Manometrik çalışmalar ile tanı konur

Tedavi:

-Tedavideki amaç alt sfinkterin basıncını azaltmaktır.
-İlaç tedavisi
-Endoskopik balon dilatasyonu
-Sfinkter bölgesine botulinum toksin enjeksiyonu
-Cerrahi yöntemler
-Diffüz (Yaygın) Özofagial Spazm:Yemek borusunun ani, yaygın ve düzensiz olarak kasılması sonucu oluşan fonksiyon bozukluğudur. Bu hastalığında nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hastalarda yutma güçlüğü ve göğüs ağrısı şikayetleri vardır. Özelliklede göğüs ağrısı çok yaygın ve tipiktir. Kalp krizi ile benzer şikayetleri olur fakat ağrının eforla ilgisi yoktur ve çoğunlukla yemekle ilgilidir.

 

Tanı: yemek borusu basınç ölçümleri ile konur. Tedavi: Medikal tedavi-Cerrahi tedavi (temel tedavidir)

Özofagus Divertikülleri
Yemek borusunun bir kısmını kesecik şeklinde çıkmasına divertikül denir. Üç kısımda incelenir.
-Faringözofagial divertiküller;yemek borusunun üst kısmında oluşur.
-Midösefagial divertiküller, yemek borunun orta kesiminde olşur.
? Epifrenik divertiküller; yemek borusunun alt kısmında oluşurlar.
Bu hastalık divertikülün yerleşim